Navigation


RSS: makaleler / yorumlar



SIR - SECRET

İngilizce bilmeyenler için Alt yazısını sırayla aşağıda veriyorum, google video olduğu için alt yazıyı Video ya ekleyemedim ama aşağıdan okuyabilirsiniz;

Bir yıl önce, hayatım altüst olmuştu. Çalışmaktan bitkin düşmüştüm, Babam aniden hayatını kaybetti İlişkilerim kargaşa içindeydi. o sıralar henüz bilmiyordum ki benim bu çıkmazda olduğum umutsuzluğum büyük bir armağana dünüşeceki.

“Anne, bu yardım edecektir, oxox” Büyük bir sırrın özeti bana verilmişti. Sırrı tarih içinde araştırmaya başladım. Sır gömüldü. Sır şiddetle arzu edildi. Sır örtbas edildi. “Sır asla topluma açıklanmayacaktır.” Bunları bilen kişilerin kim olduklarına inanamadım.

Tarhiteki en büyük kişlerdi! Yapmak istediğim tek şey sırrı tüm dünyayla paylaşmaktı. Bu sırrı bilen ve hayatta olan kişileri aramaya başladım. Teker teker... ortaya çıktılar.

Bu sırrı biliyorsan istediğin herşeyi sana verecektir. Mutluluk, Sağlık ve varlık. İstediğin herşey olabilirsin, yapabilirsin ve sahip olabilirsin.

Büyüklüğü ne olursa olsun istediğimiz herşeye sahip olabiliriz.

— Nasıl bir evde yaşamak istiyorsun?

— Bir milyonermi olmak istiyorsun?

— Nasıl bir işe sahip olmak istiyorsun?

— Daha çok başarımı istiyorsun?

Gerçekten ne istiyorsun?

Bir çok insanın hayatında gerçekleşen mücizelere tanık oldum. Finasal mucizeler, sağlık ile ilgili mucizeler zihinsel iyileşmeler ilişkilerindeki iyileşmeler... Sırrın nasıl uygulandığını bilmek bunların olmasını sağlamaktır. Bu yaşamın büyük bir sırrıdır.

Sır

“Sır tüm yaşanmış,tüm yaşanan ve tüm yaşanacak olanların cevabıdır.” ...Ralph Waldo Emerson.

Mühtemelen orada oturmuş ve nedir bu Sır diye merak ediyorsun. Sırrın anlamını nasıl öğrendiğimi anlatayım. Biz hepimiz sonsuz tek bir gücü kullanıyoruz. Biz tam olarak aynı kurallar ile kendimizi yönlendiriyoruz.

Evrenin doğal kuralları okadar kesin ve kusursuz ki Uzay mekikleri yapmakta hiç bir zorluk yaşamıyoruz( Kemal Milar Not: Hollywood'a çok kolay Aya ayak basıyorsunuz ), aya insan göderebiliyoruz, ve yüzeye tam olarak planladığımız anda ve şekilde inebiliyoruz. Hindistanda olmanız hiç önemli değildir yadaki Avusturalyada. . . Yeni zelandada,

Stokholmda yada Londrada, Toronto, Montreal, yada New York. Biz hepimiz tek bir gücü kullanıyoruz, Tek Kural. Çekim Gücü.

“Çekim Yasası”


“Sır”, çekim gücü yasasıdır. Hayatına giren herşeyi yaşamına sen çekiyorsun. Ve zihninde sakladığın yansımaların etkisi ile bunları kendine çekiyorsun. Bunlar senin düşüncelerindir. Aklından geçen şeyleri görüp, onları kendine çekiyorsun. Bilgili insanlar bunu hep bilmiştir. Eski Babilonlara bir göz atın, Onlar bunu hep biliyordu, Küçük seçilmiş bir kesim. Neden toplumun %l’i genelin %96 gelirine sahip?

Sence bu bir tesadüfmüdür? Tesadüf değil. Bu şekilde tasarlandı. Birşeyleri anlıyorlardı. Sırrı anlıyorlardı ve sen bu sırla tanışmak üzeresin. Benim için Çekim Yasasını tanımlamanın kolay bir yolu var. Kendimi bir mıktanıs olarak düşünürüm. Ve biliyoum ki mıknatıs kendine doğru çekim uygular. Çok basitce Çekim Yasası çekimi sever.

Ancak biz gerçekte, düşünce bazında konuşuyoruz. İnsan olarak görevimiz, aklımızdaki isteklerde kararlı olmamızdır, isteklerimiz ile ilgili düşüncelerimiz çok net olmalı ve ondan sonra evrenin en büyük yasalarından biri olan Çekim Yasası’ndan bunu dilemektir.

En çok düşündüğün kişiye, dönüşürsün ve aynı zamanda en çok düşündüğün şeyi kendine çekersin. Burada görüyorsan, onu burada tutacaksın. Ve bunun temeli 3 basit kelime’de toplanabilir:

Düşünce

Gerçeğe

Dönüşür.

Çoğu kişinin anlamadığı şuki düşüncenin bir ferekansı vardır. Her düşüncenin bir ferekansı var. Günümüzde düşünceyi ölçemek mümkün. Eğer bir düşünüceyi defalarca tekrarlarsan veya onu aklında canlandırırsan yeni bir araba’nın olması, ihtiyacın olan paraya sahip olman arzuladığın işi kurman, eş ruhunu bulman, eğer nasıl göründüğünü hayal edersen istikrarlı bir kaynaktan yayınlanan ferekansı yaratmış olursun. Düşünceler manyetik sinyaller üretir ve buna eşit ve paralel olarak sana geri dönüşü olur.

Kendini varlık içinde gör onu kendine çekeceksin. Herzaman işe yarıyor. Hep işe yarıyor. kim olursan ol. Sorun şuki: Çoğu kişi istemedikleri şeyleri dönüştürür, ve merak ederler neden defalarca bunlar karşıma çıkyor diye. Çekim Kuralı, iyi veya kötü birşey aldığını umursamaz yada onu istiyorsun yada onu istemiyorsun o senin düşüncelerine karşılık verir. öyleyse dağ gibi birikmiş borçlara bakıp kendini çok kötü hissediyorsan işte bu evrene gönderdiğin bir sinyaldir. “Gerçekten bu borçlardan dolayı kendimi çok kötü hissediyorum” Sen sadece kendine bunu bütün benliğinle... hissetiğini teyit etmiş oluyorsun, işte bu yüzden daha fazlasını alırsın. öyleyse istediğin şeye bakıp ve ona evet dediğinde bir düşünceyi harekete geçirmiş oluyorsun, ve Çekim Yasası o düşünceye yanıt vermiş oluyor ve isteğe denk düşeni sana getiriyor. Ama istemediğin birşeye bakıp hayır diye haykırdığında aslında onu uzaklaştırmış olmıyorsun. tam tersine, asıl istemediğin olayın düşüncesini tetiklemiş oluyorsun Ayrıca Çekim Yasası senin için bunları örmeye başlıyor.

Bu evrenin temeli çekim gücü üzerine kuruludur. Herşey çekim ile ilgili. Çekim Yasası daima çalışmaktadır. İster buna inan ve anla, ister kabul etme. Daima çalışmaktadır. Geçmişi düşünüyor olabilirsin yada bugünü veya yarını, ama hala hatırlıyorsan, gözlemliyorsan veya düşliyorsan işlem devam etmekte ve o düşünce, hala tetiklenmektedir. ve evrenin en güçlü gücü olan Çekim Yasası, düşüncene yanıt vermektedir. Yaratma sürekli gerçekleşmektedir. Bir bireyin bir düşüncesi veya süregelen, takıntı olmuş... bir düşünce, yaratma sürecindedir, birşeyler ondan ortaya çıkmaktadır.

Çekim Yasası derki: “Neyi söyler ve neye odaklandıysan, sana onu veririz.” öyleyse, eğer nekadar kötü diye şikayet ediyorsan ne kadar kötüdür’ den fazlasını yaratmış oluyorsun.

Robert adında bir öğrencim vardı. Robert bir gay dir. ve benim on—line verdiğim bir kursa katılıyordu, ki bana e—mail yazarak ulaşırdı. ve yaşadığı tüm çirkin olayların özetini vermişti. İşyerinde herkes ona karşı birleşmişti. Ve sürekli stres altındaydı çünkü yapılanlar çok çirkindi. Sokakta yürüken, her köşe başında tacize uğruyor ve... ona çirkin küfürler ediliyordu. Stand-up komediyeni olmak istiyordu. Ve stand-up komedi işini yapmak istediğinde, gay olmasından dolayı herkes onunla dalga geçiyordu. Ve hayatı olabilecek en mutsuz ve ıstıraplı hayatlardan biriydi. Ve gay olduğu için bunları yaşadığına odaklanmıştı. Ona istemediği şey üzerine odaklandığını, öğretmekle başladım.

Bana yoladığı e-maili hatırlatarak, tekrar okumasını istedim, Tekrar oku,bana söylediğin ve istemediğin tüm o şeylere bak, Bu konuda aşırı takıntılı olduğunu söylemeliyim, Büyük bir hırsla birşeye odaklandığın zaman Olayın gerçekleşmesi dahada hızlandırır. ve gerçekten bunu dikkate al isteğin şeye odaklan, dedim. Ve denemeye başladı. 6-8 hafta içinde tam anlamıyla bir mucize gerçekleşmişti. Dedi ki, ofiste onu bezdiren herkes ya tayin oldu yada işten ayrıldı yada onu rahat bıraktılar. Ve işini sevmeye başlamıştı. Fark ettiki, Sokakta artık kimse onu taciz etmiyor. Orda yoklardı. Stand-up komedi yapmaya gittiğinde Çoşkulu alkış almaya başladı ve kimse dalga geçmiyordu. Tüm hayatı değişmişti Çünkü odağını, istemediği, korktuğu ve kaçındığı şeylerden, istediği şeye yönlendirmişti.

Bakış açımız ve yönümüz pozitif ise, pozitif insanları, olayları ve koşulları kendimize çekeriz. Şayet negatif yöndeysek ve öfkeli isek, bu durumda negatif ve öfkeli kişleri, olumsuz ve negatif koşulları kendimize çekeriz. Bu durumda bilincinde canlı tutuğun ve... baskın olan düşüncelerinin etkisini, kendine çekiyorsun. İster o düşünceler bilinçli olsun ister olmasın, hep tazedir. Dikkatli bakarsan, sır olmuş bu düşünce gücü... Dikkatli bakarsan, sır olmuş bu düşüce gücü, bir konuya odaklanma gücü günlük hayatımızda, çevremizi sarmış durumdadır. Yapmamız gereken tek şey gözlerimizi açıp ve bakmaktır. Çekim Yasasının ispatını sosyal hatında görebilirsin Sürekli hastalıktan şikayet eden kişi hep hastadır, Sürekli zenginlikten bahseden kişi varlıklıdır.

Çekim Yasasının ispatı çevrenizde ve hertaraftadır

Tabi ne olduğunu anlıyorsan. Gerçek olan şey senin Mıknatıs olman, düşünceleri çekmek, insanları çekmek, olayları çekmek, yaşam tarzını çekmek.

Gerçekten tecrübe ettiğin herşeyi, bu Çekim Yasası nedeniyle yaşıyorsun. Demek istediğim, baktığımız açı, hayal perestlik düşsel ve delilik değildir.

Baktığımız açı konuyu temelinden derinlemesine anlamaktır. Aslında Kuantum fiziği bu keşfide yol göstericidir. Diyor ki; zihin olmadan bir evren olamaz. Algılanan herşey zihin tarafından şekillendiriliyor. Bunu anlamaman red etmeni gerektirmez.

Elektriği tam olarak anlamış değilsin. her şeyden önce,kimse elektriğin ne olduğunu bilmiyor. ama yinede onun faydalarından keyif alıyorsun. Nasıl çalıştığını biliyormusun? Şahsen ben bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki: Birisine elektrikle yemek pişirebilirsin ve hatta o kişiyide pişirebilirsin. Genelde insanlar bu büyük Sırrı anlamaya başladıklarında sahip oldukları tüm o negatif düşüncelerinden türüyorlar. İki konu hakkında biliçli olmalısın.

Bir: Bilimsel olarak ispat edlidi ki olumlu düşünce negatif düşünceden 100 kat daha güçlüdür. bu endişeleri hafifletiyor. Bu katsayıya sahip bir gerçeklikte yaşıyorsun, ve gerçekten bu senin işine yarıyor. Aslında düşüncelerin derhal gerçekleştiği... bir ortamda olmak istemessin. Kanıt zaman içinde geliyor ve bu gerçekten iyi bir şey. Öyleyse düşüncelerinde bilinçli olmalısın, düşüncelerini dikkatli seçme lis in ve eğlenmelisin. Çünkü sen, kendi hayatının başyapıtısın. Kendi hayatının Michelangelo’su, sensin. Kendi hayatının heykeltıraşısın. Ve bunları düşüncelerin ile yapıyorsun. Geçmişte bu sırrı bilen liderler gücü saklamak istediler ve paylaşmak istemediler. Böylece, toplumları Sır’dan habersiz bıraktılar. İnsanlar işe gidip, çalıştılar, evelerine gittiler, güçten mahrum kalarak, çtnkt Sır çok az kişide saklıydı. Kurallar içeren bir evrende yaşıyoruz. Mesela yerçekimi kuralı gibi. Bir binadan aşağı düşersen, iyi veya kött biri olman hiç önemli değildir, yere çakılırsın. Şuan yaşamında çevreni saran herşeyi, şikayet ettiklerin dahil, hepsini kendine sen çektin. Biliyorum, bunlar, duymaktan hemen şunu söyleceksin, araba kazasını ben çekmedim, bu belirli müşteriyi ben çekmedim, özellikle borçlanmayı ben çekmedim, Şikayet ettiğin herneyse... onları ben çekmedim.

Bunu yüzüne vurmak gibi olacaktır ancak, “evet tüm bunları sen, kendine çektin’. Ve bu anlaşılması zor olan kavramlardan biridir. Ama buna itiraz ettiğin an bu kısır döngüye dönüşür. İşte bu kocaman sırrın bir genelgesidir. Ancak çoğumuz doğal olarak, çekim yaratırız. Denetimimiz olmadan düşünüyoruz, düşüncelerimiz ve duygularımız oto—pilot konumundadır, yani herşey bize otomatik olarak gönderiliyor.

Eğer bunu ilk kez şimdi duyuyorsan şöyle hissedebilirsin “Aklımı gözlem altında tutmalıyım, yapıcak çok iş var’. İlk bakışta öyle görtnür, ancak eğlenceli kısmıda burada başlıyor. Aklını gözlem altında tutmanı önermiyoruz. Bu seni birşekilde delirtebilir. Çok farklı konularda çok farklı yönlerden... sana çok fazla düşünce gelmektedir.

Duygusal yardım sistemin bu durumda devreye girecektir. Duygusal yardım sistemin, ne anlamına yardım eden şeydir. öyleyse düşüncelerin duygularını yaratıyor. Duygularımız sahip olduğumuz en büyük armağandır. Neleri kendimize çektiğimizi anlamamızı sağlıyor.

Bizim görüş açımızdan 2 tür duygu vardır. Bir iyi duygular ve birde kötü duygular. Bunlar değişik şekillerde adlandırılır, ancak esasen tüm o kötü duygular, ister ona suçluluk veya öfke veya hüsran diyelim hepsi aynı şekilde algılanır — İyi hissetmemek —. Yani yardım sistemi, şuan tüm hissetiklerin, isteklerinle örtüşmediğini söyler.

Başka bir değişle “kötü ferekans” denilir, veya “kötü etki” yada adına nederseniz.

Diğeri, iyi hissettiren, umut, mutluluk veya sevgi gibi, olumlu duygular, pozitif duyular, bu olumlu duygularda, yardım sistemi şuan. duyguların isteklerinle örtüştüğünü söyler. İşte bu bukadar basittir. Cevaplar şunlardır;

Şuan neyi çekiyorum? Nasıl hissediyorum? iyi hissediyorum. İyi ozaman, devam et.

Duygularımız bir geri bildirim mekanizmasıdır, doğru izde olup olmadığımız hakkında, yada doğru rotada olup olmadığımız hakkında bilgi verir.

Nekadar iyi hissedersen, okadar doğru hizalanmışsındır. Ne kadar kötü hissedersen okadar hiza dışındasındır. Yaşadıkların, hergün edindiğin farklı tecrübelerdir, ve gelecekte edineceğin tecrübeler, bugün... sunduğun düşünceler ile şekillendiriliyor. Yöneldiğin olaya ulaştığında sonuçtan memnun olup olmadığını, duygularınla anlarsın.

Şunaki duyguların oluşmakta olan şeyin mükemmel bir yansımasıdır. Ve anlıyorsunki hissetiğin şey tam olarak, düşündüğün şey değildir.

İşte bu yüzden “Yatağın tersinden kalkanın işi rast gitmez.” Bütün gün böyle gider. Anlam veremezler Duyguların basitçe yön değiştirmesi tüm bir günü yada hayatını değiştirebilir.

Eğer iyi bir şekilde güne başlarsan ve dikkat çekici bir şekilde neşeliysen, bu havanın değişmesine izin vermediğin sürece, Çekim Yasası tarafından daha fazla, multlu durumlar, mutlu koşullar, neşeli insanlar, çekmeye devam edersin, ki mutlu bir günün sürmesini sağlar. İyi günler, kötü günler, zengin zenginleşir, fakir fakirleşir... Tüm bunlar duyguların sürerkiliği ve baskınlığı ile ilgilidir. Hemen şuan sağlıklı hisetmeye başlayabilirsin. Başarlı olduğunu hissetmeye başlayabilirsin. Çevren sevgiyle dolu olduğunu hissetmeye başlayabilirsin Hiç böyle olmasa bile. Ve olacak olan şuki evren buna uyum sağlayacaktır, senin doğal ezgine, Evren, içteki duyguların doğasına uyum sağlayacaktır ve bunu yaratacaktır, Çünkü böyle hissediyorsun. o halde temel olarak, hangi düşünceye ve duyguya odaklanırsan, onu tecrübe etmek için çekersin ister istediğin şey olsun ister olmasın. Düşünce ve duyguların, gerçekleşen olaylarla herzaman örtüşür. Her zaman. İstisnasız. İnanmak çok zor, ama bunu idrak etmeye başladığımızda sonuçlar muhteşem olacaktır. Yani, düşünceler hayatına ne yaptıysa, bunları düzeltebilir, bilinciniz dahilinde bir değişim ile.

Birinci bölümün sonu. Devamı

16.06.2007. 13:25

sena on 23.07.2007. 01:53

kemal bey afedersınız nerden üye olunuyo ben yerını bulamadımda :(

Cevap K.M.: Siteye girdiğinde sağda forum sayfası linkini görüceksin. Forum sayfasına girdiğinde sol üstte Kayıt ol düğmesini görüceksin, oraya tıkladığında üyelik bölümüne girebilir bilgi paylaşımında bulunabilirsin.

HADES on 19.07.2007. 09:10

MUHTEŞEM BİR DÖNÜM NOKTASI BAŞLIYOR BENİM İÇİN 2008 YILI
TÜM HAYALLERİME KALKAN OLMUŞ PRANGALARI TEKER TEKER KOPARACAĞIM ZAMANLAR GELMEKTE TÜM RÜYALARIMIN GÜNEŞ GİBİ PARLAYACAĞI VE BENİM BİLE BU KADAR BEKLEMEDİĞİM BENİM BİLE BU KADAR HAYAL ETMEDİĞİM RÜYALARIN IŞIĞI GÖZLERİMİ KAMAŞTIRACAK NİTELİKTE...
BUNLARI GÖRÜNCE BEN İNANCIMA BİLE İNANAMAYACAĞIM ÖYLE BİR
İNANÇKİ BU ÖLÜM BİLE HAYRAN KALACAK BU İNANCA...
ÖYLE BİR İNANÇKİ BU ÖLÜM BİLE DİZ ÇÖKECEK AYAKLARIMA...
ARTIK AÇILSIN İNANCIMIN IŞIKLARI AYDINLATSIN DÖRTBİR YANI...
IŞIK BİLE KARANLIK KALACAK İNANCIM KARŞISINDA...
BİLİRİM GECE NE KADAR KARANLIKSA DOĞACAK GÜN O DENLİ
( AYDINLIK )
S.S.HG.(A)

sena on 18.07.2007. 07:21

BU ARADA BERRAK HARIKA YORUMLAMISSIN YILDIZ HARİTANI TEBRIKLER UMARIM BENDE SENİN GİBİ OLURUM

BERRAK on 05.07.2007. 13:20

TABİİ BİRDE 27 AĞUSTOS CİVARINDAKİ AY TUTULMASI BENİM İÇİN KADERSEL BİR DÖNÜM NOKTASI OLACAKMIŞ GİBİ GÖRÜNMEKTE
BUNUDA 3.CÜ EVİMDEKİ ASLAN BURCUNUN KONUMU DOLASYISIYLA
YAZACAĞIM BAZI YAZILAR OLDUKÇA DİKKATİ ÇEKECEK..TABİKİ
BU DİKKAT ÇEKİŞ SADECE YAŞADIĞIM YERDE DEĞİL ULUSLARARASI
BOYUTTA IŞIKLARINI SAÇACAK..NEDE OLSA ASLAN BURCUNUN IŞIĞI HERYERİ AYDINLATACAK...AMA BU YAZIMI SORARSANIZ
ODA OLDUKÇA MİSTİK BİR YAZI OLACAĞI KANISINDAYIM...
AMA ÇOK OLUMLU BİR KADER DÖNGÜSÜ....

BERRAK on 05.07.2007. 13:09

ŞUANDA HARİTAMDA AYIN URANÜS KAVUŞUMU BENİ DUYGUSAL AÇIDAN BİRAZ ŞOKE EDECEK GİBİ GÖRÜNSEDE BİR URANÜS MARJİNALİ OLARAK BUTÜR VOLTAJLAR BENİ HEP RAHATLATMIŞTIR.
VE AYRICA YİNE ŞUANDA YAŞADIĞIM ASLAN BURCUNDAKİ SATÜRNÜN BENİ İÇSEL OLARAK VE RUHEN BELİRTMEK İSTEDİĞİM FAKAT SATÜRNÜN HALKALARI YÜZÜNDEN İFADE EDEMEYİŞİM BİRAZ DAHA BENİ GERGİNLEŞTİRECEK GİBİ GÖZÜKMEKTE...
FAKAT BİLİRİMKİ BUNCA YAŞANMIŞ HAYATIMA RAĞMEN SATÜRNÜN
HALKALARI NE KADAR GENİŞ VE NE KADAR KESKİN OLURSA OLSUN
BU HALKALARDI BENİM ŞUANDAKİ MARJİNALLİĞİME SEBEB OLAN.
YOKSA EN KÜÇÜK BİR SALLANTIDA BOŞLUĞA DÜŞEBİLİRDİM...
ŞUANDA DERSENİZ EN DERİN VE EN GİZEMLİ YÖNDE KENDİMİ
SORGULAMAYA BAŞLADIĞIM BİR DÖNEMDEYİM..VE AŞKIN ÖZELLİKLE
HİÇ EL DEĞMEMİŞ YÖNLERİNİ HEP GİZLENMİŞ YÖNLERİNİ KARANLIKTAN ÇIKAN IŞIKLAR GİBİ GÖRMEKTEYİM...
BELKİDE ŞUANDA YAŞADIĞIM AY VE URANÜS KAVUŞUMU BUNUN
DIŞARIYA VURUMU OLACAK KİMBİLİR.AYRICA YİNE ŞUANDA GÜNEY
AY DÜĞÜMÜMÜN ÜZERİNDEN GÜNEŞİN GEÇMESİ SANKİ BU OLAYI DAHA ÖNCEDEN YAŞADIYDIM HİSSİNE KAPILMAMA VESİLE OLACAK.
ARTIK BUNDAN SONRAKİ DÖNEMLERDE MERKÜRÜMÜN UARANÜSLE KAVUŞUMU BENİM ASTROLOJİ KONUSUNDA MÜHRÜMÜ VURACAĞIMI
VE ADIMI GENİŞ KİTLELERE ULAŞTIRACAĞINI GÖSTERİYOR..
ZATEN BU KONUDA URANÜSÜ BİRAZDA SEZGİSEL OLARAK KULLANMAKTAYIM...AMA TÜM NİYETİM DOĞRULUK VE GÜZELLİK OLDUĞU İÇİN BU SEZGİLERİME RAHATLIKLA GÜVENEBİLİRİM...
SEVGİLERİMLE...EVET ŞOK URANÜS ŞOKU AMA GÜZEL...

USMU on 03.07.2007. 13:14

USMU USULSUZLUKMU AKILMI AKILSIZLIKMI BİLİNMEZ AMA EĞER
AKILDAN GEÇEN NE İSE GEÇTİĞİ YERE DEĞERDE GEÇER...
DÜŞÜNCE BİR DALGADIR HER DÜŞÜNCE BİR MADDESELLEŞTİRME
VE DALGA BİR MADDEYE ÇARPAR VE GERİ DÖNER...TAKİ DÜŞÜNÜLEN ŞEY BİR VARLIK OLSUN...EĞER VARLIK BİLİNÇLİ HAREKET İÇİNDEYSE KENDİSİNE DOKUNAN DALGALARI HİSSEDER
VE BU HİSSEDİŞ DALGANIN GÖNDERİLDİĞİ KİŞİYE TEKRAR AKİS EDİLİR...ŞUANDADA OLDUĞU GİBİ EĞER AKILDAN BİR ŞEY GEÇERSE MUTLAKA GEÇEN ŞEY DALGA HALİNDE YÖNLENDİRİLİR
VE BU DALGALAR YANİ DÜŞÜNCELER DÜŞÜNÜLEN ŞEYE ULAŞIR...
MESELA ŞUANDA O DÜŞÜNCELER ULAŞMIŞ DURUMDA...AMA
GERÇEK ŞUKİ DÜŞÜNCELER DAĞINIK..BU DAĞINIKLIĞI TOPLAYIP
GÜZEL VE ANLAŞILIR ŞEKİLDE DALGAYI GÖNDEREN KİŞİYE ULAŞTIRMAK ZAMANI.AKILDAN GEÇENLER AKILA ULAŞIRDA ÖNEMLİ OLAN KALPTEN GEÇENİN KALBE ULAŞTIRILMASI...
GALİBA BUNUDA KALPTEN YAPMAK GEREKİYOR BEYİNDEN DEĞİL...
BEYİN İKNA OLMAK İSTER VE KAVRAMAK ONU ELİNDE TUTMAK
İSTER BEYİN...AMA BİRDE KALP VARDIRKİ KAVRAMAK İSTEMEZ ÇÜNKİ KAVRAMA YETENEĞİ YOKTUR ONUN ANLAMA YETENEĞİDE...
SADECE COŞMAK İSTER SADECE AKMAK...BUDUR ONUN İLACI BUDUR
ONA HAYATI SEVDİREN...DERDİ VE TASASI OLMAZ BU NEDEN BÖYLEDİR BU NEDEN ŞÖYLEDİR GİBİ SORULAR SORMAZ...ÇÜNKÜ
O SONSUZLUKTA UÇMAK İSTER SINIRSIZLIKTA COŞMAK...
İŞTE BU YÜZDENDİR KALP BEYİNDE TAKILMAZ...
VE KALP DÜŞÜNMEZ ÇÜNKÜ DÜŞÜNCE BEYNİN İŞİDİR...KENDİNE
HİÇBİRŞEYİ GERİ DÖNDÜRMEKLE UĞRŞMAZ KALP...ÇÜNKÜ KALP
İNANÇTIR İNANÇ AŞK...AŞK SINIRSIZ OLMALI AŞK SONSUZ...
SINIRLARSAN AŞK OLMAZ SONLANDIRIRSAN AŞK OLMAZ...
ŞİMDİ KALPTEN GÖNDERMEK LAZIM GERİ DÖNSÜN DİYE DEĞİL
ZATEN GÖNDERİLENİ GÖRÜR KALPLER...BU GÖRME ÇIPLAK GÖZLE DEĞİL...
KALP HİSSEDER SADECE ANLAMAK İSTEMEZ KENDİNİ SINIRLAMAK İSTEMEZ ÇÜNKÜ...ZATEN TOPRAK OLAN BEDEN BİR KABİRKEN ÖZGÜR KALMAK İSTER SONSUZLUĞA KARIŞMAK...
KABİRİ ÇÖZMEK DEĞİLDİR İŞİ...SADECE GÖRMEK ÇIPLAK GÖZLE DEĞİL SADECE KALPTEN GÖRMEK...DEĞİŞMEK DEĞİLDİR İŞİ
HER SIFATA BÜRÜNMEK...ARTIK BİR HAMLE YAPMAK GEREK KABİRİNDEN DİRİLEREK...
HALA ANLAMAYA ÇALIŞIRSAN SEN BEYİNDE KAYBOLURSUN
AMA ANLAMADAN HİSSEDERSEN İŞTE O ZAMAN ARADIĞIN YOLU BULURSUN.... SEVGİLERMLE...
EVET YANLIŞ DEĞİL DÜŞÜNDÜĞÜN ( KİŞİ )...

evrim on 30.06.2007. 05:53

foruma nasıl kayıt olunuyor?

Cevap K.M.: Forum sayfasına girip üstte görüceğin kayıt ol tuşuna basıp kayıt olma işlemlerine geçiyorsun.

yağmur on 24.06.2007. 14:50

öncelikle bu özeti ve vidyoyu yayımladığınız için çok teşekkür ediyorum bu kitabı ne zamandan beri okumak istiyordum sayenizde okumuş kadar oldum devamı gelirse sevinirim bu kitap bana pozitif olmayı öğretti kendimi daha iyi ve mutlu hissediyorum çok teşekkür ediyorum saygılarımla.

Demet on 18.06.2007. 04:18

Öncelikle herkezin şu sıralarda oldukça merak ettiği bir konuya değindiğiniz için çok teşekkür ederim , hayatımızda hep neleri neden yaptığımızı hepimiz mutlaka düşünmüşüzdür .

Anlamlı tesadüfleri insanların bize davranışlarının neden ve niçin olduğu sorusunu ben hep kendime sormuşumdur ve evet hayatıma bu soruyu mutlaka bir kaç kere kafasından geçiren insanları kendime çekmişimdir yada çekilmişimdir, işte buradaki çekim yasasına bir örnek, bunun gibi bir çok örneği hepimiz mutlaka yaşamışızdır bence burada bizim deneyimlerimiz kadar paylaşma ölçütümüzde önemlidir bize burada paylaşmaya çeken Kemal Milar beyefendiye çok teşekkür ederim . Saygılarımla

Görüş bildirin

* = required field

:

:

:


6 + 8 =


« Ekim 2008 »
Pazar Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi
   1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

Hakkimda

Evet, bu benim Kemal Milar
Yas: 41
Istanbul, TR


Katagoriler


Gecmis Yazilar


Yeni gorusler:


Yakında