Share    Google+

SIR - DUSLEME SANATI

"Düşlersen, nensneleştirirsin."

Zihin ile ilgili ilginç olan şuki Olimpik atletleri alıp, onları özel bir biyolojik ölçüme cihazına bağladık.Ve sadece hayalinde koşmalarını sağladık. inanılmaz bir şekilde, zihnindeki pistte koşarken, aynı düzeyde aynı kaslar tepki verdi, aynen parkurda koşutukları gibi Bu nasıl olur? Çünkü zihin bunun pratik olduğunu...yada gerçek olduğunu ayırt edemez. Sanırım zihinde gittiğin yere bedeninde gidiyor.

Düş kurarken, zihninde canlanan görüntüyü yakaladığında, Sürekli ve sadece sonuçları yaşarsın. Bir örnek verelim: Hemen şimdi ellerinin arkasına bak gerçekten ellerinin arkasına bak. Derinin rengine, çillere, damarlara, yüzüklere, tırnaklara,takma tırnaklara...

Gözlerini kapatmadan önce tüm o ayrıntılara dikkat et.ve o elleri, parmakları, yüzükleri...yeni bir arabanın direksiyonunda gör. ve o elleri, parmakları, yüzükleri...yeni bir arabanın direksiyonunda gör. Bu bir holografik deneyimdir,çok gerçek, şuanda çok gerçektir, hatta o an arabaya ihtiyacın olmadığını hissedersin Çünkü o zaten seninmiş gibi hissedeceksin.

Sadece düşün görüntüsü değil Gerçekten çekimi yaratan duygu budur. Sanıyorum bir çoğunuz şöyle düşünüyor, "Pekala, olumulu düşünmem veya isteklerimi düşlemem yeterli olacaktır", Ancak bunu yaparken hala yeterince hissetmiyorsan Bu benim zihnim için yeterli değildir Gerçekten bir Çekim Gücünü yarat.

İşte sırrın püf noktasıda budur.

Gerçekte o arabanın içindeymişsin duygusunu yaratmalısın, "Ah keşke benim olsaydı" değil, yada "birgün benimde olacaktır" değil. Çünkü o durumla direkt bağlanıtılı olan duygu budur. bir saat için değil yada, ileride, daha sonra şeklinde değil, Eğer bu duyguda kalırsan o gelecekte hep olacaktır. Lezzeti tat, mutluluğu tat.

O sessiz ve loş odada nekadar aptalca göründüğü hiç önemli değildir, "woohoo!" diye bağıracaksan, Bağır! Çoğunuz diyecek ki " Haydi, bunu yapmak zorundamıyım?"

Değişmeyi nekadar çok istiyorsun? Şimdi, o duygu ve düş açık bir geçit olmaya başlayacaktır. öyleki, evrenin gücü bunu açığa vurmaya başlayacaktır.

"Bu gücün ne olduğunu söyleyemem, tek bildiğim onun var olması"

"Alexander Graham Bell" Görevimiz nasıl'ı bulmak değildir.

Nasıl olduğu, bağlılık ve inanç ile anlaşılacaktır.

"Nasıl", Evrene ait bir şeydir. O herzaman sen ve düşün arasındaki en kısa, en hızlı, O herzaman sen ve düşün arasındaki en kısa, en hızlı,ve en uyumlu yolu bilir.

Evrene doğru dönersen sana sunduğu şey, Seni şaşırtıp ve hayran bırakacaktır. Bu sihir ve mücizelerin olduğu andır.

Bunu neredeyse hergün yapmak istersin, ancak benim itirazım şu olacak: "Bu asla angarya olmamalıdır."

Sonuç olarak burada gerçekten önemli olan şey iyi hissetmektir.

Tüm bu uygulamalarda neşeli olmalısın. Olduğunca moralin yüksek ve mutlu olmalısın.

Bu sihirli yaşamı gerçekten yaşayan kişler ve bunu yaşamayanlar arasındaki fark şudur ki, bu sihirli hayatı yaşayanlar bunun sürekliğiliğni sağlayanlardır. Bu uygulamayı sürdürüyorlar ve gittikleri heryere bu sihiri taşıyorlar. Çünkü, hatırlayıp sürekli yapıyorlar, tek seferlik olduğunu düşünmiyorlar. insanlar bunu bir süre aklında tutup ve gerçekten azm ediyorlar, ve diyorlar ki: "aslında çok heyecanlandım, bu programı izledim ve hayatımı değiştereceğim.

Ve henüz sonuç almıyorlar ve hala sonuç almıyorlar. ve neredeysa yer altından dışarı çıkmaya hazır. Ve bazıları yüzeydeki sonuca bakıp "bu işe yaramıyor" diyor Ve Evren cavbında, "Dileğin benim için emirdir" diyor. ve geri iniyor. Çekim Yasasını görmek için, gerçekten bunu kullanıp ve ne olduğunu görmek istedim.

1995'de "Görsel pano" diye birşey yapmaya başladım, Başarmak istediğim şeyleri seçtim, veya çekmek istediğim şeyleri, mesela bir araba, saat hayalimdeki eş gibi, ve "Görsel pano"'ya istediklerimin resmini koydum. ve her gün ofisimde oturup panoya bakarak hayal etmeye başlardım ve gerçekten, bunlara zaten sahip olduğuma odaklanırdım. Taşınmaya hazırlanıyordum ve tüm eşyaları ve kutuları depoladık.5 sene içinde 3 farklı yere taşındım. taşınma California'da son buldu.ve bu evi alıp bir senede yeniledim, ve 5 sene önceki evimden, tüm eşyalarımı getirttim.

Bir sabah, saat 7:30 da, oğlum ofisime girdi Kapı girişinde 5 senedir açılmamış bir kutu duruyordu. Oğlum "Keanon" kutunun üzerinde oturmuş kutuya vurup duruyordu. dedimki" tatlım, lütfen ona vurma iş yapmaya çalışıyorum" ve dediki: "Baba, bu kutuda ne var?" ona içinde benim Görsel Panom var dedim. "Görsel pano nedir?" ona, hayatta erişmek istediğim hedeflerimi kesip, yapıştırdığım şey diye yanıt verdim.

Ve tabiki 5 buçuk yaşında ve anlamadı. bende ona göstereceğimi, böylece daha kolay olduğunu söyledim. Ve kutuyu açtım ve Görsel Pano'yu çıkartınca, oradaki ev resmini gördüm o 5 sene önce gözümde canlandırdığım evdi ve şoke oldum, şuan yaşadığım ev o evdi, ona benzer bir ev değil. Hayalimdeki evi almışım, yenilemişim ve farkında değilmişim. Resme bakıp ağlamaya başladım, çünkü kendimi tutamamıştım. "Neden ağlıyorsun?" "tatlım, sonunda Çekim Yasasının nasıl işlediğini anladım, sonunda düşlemenin gücünü kavradım, Anladım ki, mükemmel bir hayat ve şirketlerimin olması için, okuduğum ve yaptığım herşey, evim içinde işe yaramıştı. hayalimizdeki evi almışım ve farkında bile değilmişim." Zihinde canlandırma herşeydir, çekmekte olduğun yaşamın önizlemesidir.

"Albert Einstein"

Ne istediğine karar ver, Edineceğine inan, Hakketiğine inan, senin için mümkün olduğuna inan ve hergün bir kaç dakikalığına gözlerini kapat ve aklında istediğin şeyelere, sahip olduğunu hayal et ve onlar zaten seninmiş duygusunu yaşa.

Gözlerini aç ve sahip olduğun için şükretiklerine odaklan. ve gerçekten zevk al. ve gününe devam edip onları evrene gönder ve evrene, senin için, bunları elde edebilmenin yolunu bulacağına güven.

Comments (10) 25.06.2007. 08:59

SIR - SECRET

İngilizce bilmeyenler için Alt yazısını sırayla aşağıda veriyorum, google video olduğu için alt yazıyı Video ya ekleyemedim ama aşağıdan okuyabilirsiniz;

Bir yıl önce, hayatım altüst olmuştu. Çalışmaktan bitkin düşmüştüm, Babam aniden hayatını kaybetti İlişkilerim kargaşa içindeydi. o sıralar henüz bilmiyordum ki benim bu çıkmazda olduğum umutsuzluğum büyük bir armağana dünüşeceki.

“Anne, bu yardım edecektir, oxox” Büyük bir sırrın özeti bana verilmişti. Sırrı tarih içinde araştırmaya başladım. Sır gömüldü. Sır şiddetle arzu edildi. Sır örtbas edildi. “Sır asla topluma açıklanmayacaktır.” Bunları bilen kişilerin kim olduklarına inanamadım.

Tarhiteki en büyük kişlerdi! Yapmak istediğim tek şey sırrı tüm dünyayla paylaşmaktı. Bu sırrı bilen ve hayatta olan kişileri aramaya başladım. Teker teker... ortaya çıktılar.

Bu sırrı biliyorsan istediğin herşeyi sana verecektir. Mutluluk, Sağlık ve varlık. İstediğin herşey olabilirsin, yapabilirsin ve sahip olabilirsin.

Büyüklüğü ne olursa olsun istediğimiz herşeye sahip olabiliriz.

— Nasıl bir evde yaşamak istiyorsun?

— Bir milyonermi olmak istiyorsun?

— Nasıl bir işe sahip olmak istiyorsun?

— Daha çok başarımı istiyorsun?

Gerçekten ne istiyorsun?

Bir çok insanın hayatında gerçekleşen mücizelere tanık oldum. Finasal mucizeler, sağlık ile ilgili mucizeler zihinsel iyileşmeler ilişkilerindeki iyileşmeler... Sırrın nasıl uygulandığını bilmek bunların olmasını sağlamaktır. Bu yaşamın büyük bir sırrıdır.

Sır

“Sır tüm yaşanmış,tüm yaşanan ve tüm yaşanacak olanların cevabıdır.” ...Ralph Waldo Emerson.

Mühtemelen orada oturmuş ve nedir bu Sır diye merak ediyorsun. Sırrın anlamını nasıl öğrendiğimi anlatayım. Biz hepimiz sonsuz tek bir gücü kullanıyoruz. Biz tam olarak aynı kurallar ile kendimizi yönlendiriyoruz.

Evrenin doğal kuralları okadar kesin ve kusursuz ki Uzay mekikleri yapmakta hiç bir zorluk yaşamıyoruz( Kemal Milar Not: Hollywood'a çok kolay Aya ayak basıyorsunuz ), aya insan göderebiliyoruz, ve yüzeye tam olarak planladığımız anda ve şekilde inebiliyoruz. Hindistanda olmanız hiç önemli değildir yadaki Avusturalyada. . . Yeni zelandada,

Stokholmda yada Londrada, Toronto, Montreal, yada New York. Biz hepimiz tek bir gücü kullanıyoruz, Tek Kural. Çekim Gücü.

“Çekim Yasası”


“Sır”, çekim gücü yasasıdır. Hayatına giren herşeyi yaşamına sen çekiyorsun. Ve zihninde sakladığın yansımaların etkisi ile bunları kendine çekiyorsun. Bunlar senin düşüncelerindir. Aklından geçen şeyleri görüp, onları kendine çekiyorsun. Bilgili insanlar bunu hep bilmiştir. Eski Babilonlara bir göz atın, Onlar bunu hep biliyordu, Küçük seçilmiş bir kesim. Neden toplumun %l’i genelin %96 gelirine sahip?

Sence bu bir tesadüfmüdür? Tesadüf değil. Bu şekilde tasarlandı. Birşeyleri anlıyorlardı. Sırrı anlıyorlardı ve sen bu sırla tanışmak üzeresin. Benim için Çekim Yasasını tanımlamanın kolay bir yolu var. Kendimi bir mıktanıs olarak düşünürüm. Ve biliyoum ki mıknatıs kendine doğru çekim uygular. Çok basitce Çekim Yasası çekimi sever.

Ancak biz gerçekte, düşünce bazında konuşuyoruz. İnsan olarak görevimiz, aklımızdaki isteklerde kararlı olmamızdır, isteklerimiz ile ilgili düşüncelerimiz çok net olmalı ve ondan sonra evrenin en büyük yasalarından biri olan Çekim Yasası’ndan bunu dilemektir.

En çok düşündüğün kişiye, dönüşürsün ve aynı zamanda en çok düşündüğün şeyi kendine çekersin. Burada görüyorsan, onu burada tutacaksın. Ve bunun temeli 3 basit kelime’de toplanabilir:

Düşünce

Gerçeğe

Dönüşür.

Çoğu kişinin anlamadığı şuki düşüncenin bir ferekansı vardır. Her düşüncenin bir ferekansı var. Günümüzde düşünceyi ölçemek mümkün. Eğer bir düşünüceyi defalarca tekrarlarsan veya onu aklında canlandırırsan yeni bir araba’nın olması, ihtiyacın olan paraya sahip olman arzuladığın işi kurman, eş ruhunu bulman, eğer nasıl göründüğünü hayal edersen istikrarlı bir kaynaktan yayınlanan ferekansı yaratmış olursun. Düşünceler manyetik sinyaller üretir ve buna eşit ve paralel olarak sana geri dönüşü olur.

Kendini varlık içinde gör onu kendine çekeceksin. Herzaman işe yarıyor. Hep işe yarıyor. kim olursan ol. Sorun şuki: Çoğu kişi istemedikleri şeyleri dönüştürür, ve merak ederler neden defalarca bunlar karşıma çıkyor diye. Çekim Kuralı, iyi veya kötü birşey aldığını umursamaz yada onu istiyorsun yada onu istemiyorsun o senin düşüncelerine karşılık verir. öyleyse dağ gibi birikmiş borçlara bakıp kendini çok kötü hissediyorsan işte bu evrene gönderdiğin bir sinyaldir. “Gerçekten bu borçlardan dolayı kendimi çok kötü hissediyorum” Sen sadece kendine bunu bütün benliğinle... hissetiğini teyit etmiş oluyorsun, işte bu yüzden daha fazlasını alırsın. öyleyse istediğin şeye bakıp ve ona evet dediğinde bir düşünceyi harekete geçirmiş oluyorsun, ve Çekim Yasası o düşünceye yanıt vermiş oluyor ve isteğe denk düşeni sana getiriyor. Ama istemediğin birşeye bakıp hayır diye haykırdığında aslında onu uzaklaştırmış olmıyorsun. tam tersine, asıl istemediğin olayın düşüncesini tetiklemiş oluyorsun Ayrıca Çekim Yasası senin için bunları örmeye başlıyor.

Bu evrenin temeli çekim gücü üzerine kuruludur. Herşey çekim ile ilgili. Çekim Yasası daima çalışmaktadır. İster buna inan ve anla, ister kabul etme. Daima çalışmaktadır. Geçmişi düşünüyor olabilirsin yada bugünü veya yarını, ama hala hatırlıyorsan, gözlemliyorsan veya düşliyorsan işlem devam etmekte ve o düşünce, hala tetiklenmektedir. ve evrenin en güçlü gücü olan Çekim Yasası, düşüncene yanıt vermektedir. Yaratma sürekli gerçekleşmektedir. Bir bireyin bir düşüncesi veya süregelen, takıntı olmuş... bir düşünce, yaratma sürecindedir, birşeyler ondan ortaya çıkmaktadır.

Çekim Yasası derki: “Neyi söyler ve neye odaklandıysan, sana onu veririz.” öyleyse, eğer nekadar kötü diye şikayet ediyorsan ne kadar kötüdür’ den fazlasını yaratmış oluyorsun.

Robert adında bir öğrencim vardı. Robert bir gay dir. ve benim on—line verdiğim bir kursa katılıyordu, ki bana e—mail yazarak ulaşırdı. ve yaşadığı tüm çirkin olayların özetini vermişti. İşyerinde herkes ona karşı birleşmişti. Ve sürekli stres altındaydı çünkü yapılanlar çok çirkindi. Sokakta yürüken, her köşe başında tacize uğruyor ve... ona çirkin küfürler ediliyordu. Stand-up komediyeni olmak istiyordu. Ve stand-up komedi işini yapmak istediğinde, gay olmasından dolayı herkes onunla dalga geçiyordu. Ve hayatı olabilecek en mutsuz ve ıstıraplı hayatlardan biriydi. Ve gay olduğu için bunları yaşadığına odaklanmıştı. Ona istemediği şey üzerine odaklandığını, öğretmekle başladım.

Bana yoladığı e-maili hatırlatarak, tekrar okumasını istedim, Tekrar oku,bana söylediğin ve istemediğin tüm o şeylere bak, Bu konuda aşırı takıntılı olduğunu söylemeliyim, Büyük bir hırsla birşeye odaklandığın zaman Olayın gerçekleşmesi dahada hızlandırır. ve gerçekten bunu dikkate al isteğin şeye odaklan, dedim. Ve denemeye başladı. 6-8 hafta içinde tam anlamıyla bir mucize gerçekleşmişti. Dedi ki, ofiste onu bezdiren herkes ya tayin oldu yada işten ayrıldı yada onu rahat bıraktılar. Ve işini sevmeye başlamıştı. Fark ettiki, Sokakta artık kimse onu taciz etmiyor. Orda yoklardı. Stand-up komedi yapmaya gittiğinde Çoşkulu alkış almaya başladı ve kimse dalga geçmiyordu. Tüm hayatı değişmişti Çünkü odağını, istemediği, korktuğu ve kaçındığı şeylerden, istediği şeye yönlendirmişti.

Bakış açımız ve yönümüz pozitif ise, pozitif insanları, olayları ve koşulları kendimize çekeriz. Şayet negatif yöndeysek ve öfkeli isek, bu durumda negatif ve öfkeli kişleri, olumsuz ve negatif koşulları kendimize çekeriz. Bu durumda bilincinde canlı tutuğun ve... baskın olan düşüncelerinin etkisini, kendine çekiyorsun. İster o düşünceler bilinçli olsun ister olmasın, hep tazedir. Dikkatli bakarsan, sır olmuş bu düşünce gücü... Dikkatli bakarsan, sır olmuş bu düşüce gücü, bir konuya odaklanma gücü günlük hayatımızda, çevremizi sarmış durumdadır. Yapmamız gereken tek şey gözlerimizi açıp ve bakmaktır. Çekim Yasasının ispatını sosyal hatında görebilirsin Sürekli hastalıktan şikayet eden kişi hep hastadır, Sürekli zenginlikten bahseden kişi varlıklıdır.

Çekim Yasasının ispatı çevrenizde ve hertaraftadır

Tabi ne olduğunu anlıyorsan. Gerçek olan şey senin Mıknatıs olman, düşünceleri çekmek, insanları çekmek, olayları çekmek, yaşam tarzını çekmek.

Gerçekten tecrübe ettiğin herşeyi, bu Çekim Yasası nedeniyle yaşıyorsun. Demek istediğim, baktığımız açı, hayal perestlik düşsel ve delilik değildir.

Baktığımız açı konuyu temelinden derinlemesine anlamaktır. Aslında Kuantum fiziği bu keşfide yol göstericidir. Diyor ki; zihin olmadan bir evren olamaz. Algılanan herşey zihin tarafından şekillendiriliyor. Bunu anlamaman red etmeni gerektirmez.

Elektriği tam olarak anlamış değilsin. her şeyden önce,kimse elektriğin ne olduğunu bilmiyor. ama yinede onun faydalarından keyif alıyorsun. Nasıl çalıştığını biliyormusun? Şahsen ben bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki: Birisine elektrikle yemek pişirebilirsin ve hatta o kişiyide pişirebilirsin. Genelde insanlar bu büyük Sırrı anlamaya başladıklarında sahip oldukları tüm o negatif düşüncelerinden türüyorlar. İki konu hakkında biliçli olmalısın.

Bir: Bilimsel olarak ispat edlidi ki olumlu düşünce negatif düşünceden 100 kat daha güçlüdür. bu endişeleri hafifletiyor. Bu katsayıya sahip bir gerçeklikte yaşıyorsun, ve gerçekten bu senin işine yarıyor. Aslında düşüncelerin derhal gerçekleştiği... bir ortamda olmak istemessin. Kanıt zaman içinde geliyor ve bu gerçekten iyi bir şey. Öyleyse düşüncelerinde bilinçli olmalısın, düşüncelerini dikkatli seçme lis in ve eğlenmelisin. Çünkü sen, kendi hayatının başyapıtısın. Kendi hayatının Michelangelo’su, sensin. Kendi hayatının heykeltıraşısın. Ve bunları düşüncelerin ile yapıyorsun. Geçmişte bu sırrı bilen liderler gücü saklamak istediler ve paylaşmak istemediler. Böylece, toplumları Sır’dan habersiz bıraktılar. İnsanlar işe gidip, çalıştılar, evelerine gittiler, güçten mahrum kalarak, çtnkt Sır çok az kişide saklıydı. Kurallar içeren bir evrende yaşıyoruz. Mesela yerçekimi kuralı gibi. Bir binadan aşağı düşersen, iyi veya kött biri olman hiç önemli değildir, yere çakılırsın. Şuan yaşamında çevreni saran herşeyi, şikayet ettiklerin dahil, hepsini kendine sen çektin. Biliyorum, bunlar, duymaktan hemen şunu söyleceksin, araba kazasını ben çekmedim, bu belirli müşteriyi ben çekmedim, özellikle borçlanmayı ben çekmedim, Şikayet ettiğin herneyse... onları ben çekmedim.

Bunu yüzüne vurmak gibi olacaktır ancak, “evet tüm bunları sen, kendine çektin’. Ve bu anlaşılması zor olan kavramlardan biridir. Ama buna itiraz ettiğin an bu kısır döngüye dönüşür. İşte bu kocaman sırrın bir genelgesidir. Ancak çoğumuz doğal olarak, çekim yaratırız. Denetimimiz olmadan düşünüyoruz, düşüncelerimiz ve duygularımız oto—pilot konumundadır, yani herşey bize otomatik olarak gönderiliyor.

Eğer bunu ilk kez şimdi duyuyorsan şöyle hissedebilirsin “Aklımı gözlem altında tutmalıyım, yapıcak çok iş var’. İlk bakışta öyle görtnür, ancak eğlenceli kısmıda burada başlıyor. Aklını gözlem altında tutmanı önermiyoruz. Bu seni birşekilde delirtebilir. Çok farklı konularda çok farklı yönlerden... sana çok fazla düşünce gelmektedir.

Duygusal yardım sistemin bu durumda devreye girecektir. Duygusal yardım sistemin, ne anlamına yardım eden şeydir. öyleyse düşüncelerin duygularını yaratıyor. Duygularımız sahip olduğumuz en büyük armağandır. Neleri kendimize çektiğimizi anlamamızı sağlıyor.

Bizim görüş açımızdan 2 tür duygu vardır. Bir iyi duygular ve birde kötü duygular. Bunlar değişik şekillerde adlandırılır, ancak esasen tüm o kötü duygular, ister ona suçluluk veya öfke veya hüsran diyelim hepsi aynı şekilde algılanır — İyi hissetmemek —. Yani yardım sistemi, şuan tüm hissetiklerin, isteklerinle örtüşmediğini söyler.

Başka bir değişle “kötü ferekans” denilir, veya “kötü etki” yada adına nederseniz.

Diğeri, iyi hissettiren, umut, mutluluk veya sevgi gibi, olumlu duygular, pozitif duyular, bu olumlu duygularda, yardım sistemi şuan. duyguların isteklerinle örtüştüğünü söyler. İşte bu bukadar basittir. Cevaplar şunlardır;

Şuan neyi çekiyorum? Nasıl hissediyorum? iyi hissediyorum. İyi ozaman, devam et.

Duygularımız bir geri bildirim mekanizmasıdır, doğru izde olup olmadığımız hakkında, yada doğru rotada olup olmadığımız hakkında bilgi verir.

Nekadar iyi hissedersen, okadar doğru hizalanmışsındır. Ne kadar kötü hissedersen okadar hiza dışındasındır. Yaşadıkların, hergün edindiğin farklı tecrübelerdir, ve gelecekte edineceğin tecrübeler, bugün... sunduğun düşünceler ile şekillendiriliyor. Yöneldiğin olaya ulaştığında sonuçtan memnun olup olmadığını, duygularınla anlarsın.

Şunaki duyguların oluşmakta olan şeyin mükemmel bir yansımasıdır. Ve anlıyorsunki hissetiğin şey tam olarak, düşündüğün şey değildir.

İşte bu yüzden “Yatağın tersinden kalkanın işi rast gitmez.” Bütün gün böyle gider. Anlam veremezler Duyguların basitçe yön değiştirmesi tüm bir günü yada hayatını değiştirebilir.

Eğer iyi bir şekilde güne başlarsan ve dikkat çekici bir şekilde neşeliysen, bu havanın değişmesine izin vermediğin sürece, Çekim Yasası tarafından daha fazla, multlu durumlar, mutlu koşullar, neşeli insanlar, çekmeye devam edersin, ki mutlu bir günün sürmesini sağlar. İyi günler, kötü günler, zengin zenginleşir, fakir fakirleşir... Tüm bunlar duyguların sürerkiliği ve baskınlığı ile ilgilidir. Hemen şuan sağlıklı hisetmeye başlayabilirsin. Başarlı olduğunu hissetmeye başlayabilirsin. Çevren sevgiyle dolu olduğunu hissetmeye başlayabilirsin Hiç böyle olmasa bile. Ve olacak olan şuki evren buna uyum sağlayacaktır, senin doğal ezgine, Evren, içteki duyguların doğasına uyum sağlayacaktır ve bunu yaratacaktır, Çünkü böyle hissediyorsun. o halde temel olarak, hangi düşünceye ve duyguya odaklanırsan, onu tecrübe etmek için çekersin ister istediğin şey olsun ister olmasın. Düşünce ve duyguların, gerçekleşen olaylarla herzaman örtüşür. Her zaman. İstisnasız. İnanmak çok zor, ama bunu idrak etmeye başladığımızda sonuçlar muhteşem olacaktır. Yani, düşünceler hayatına ne yaptıysa, bunları düzeltebilir, bilinciniz dahilinde bir değişim ile.

Birinci bölümün sonu. Devamı

Comments (11) 16.06.2007. 13:25