<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title><![CDATA[]]></title><description><![CDATA[Articles]]></description><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/</link><copyright><![CDATA[Copyright ]]></copyright><generator>sNews CMS</generator><item><title><![CDATA[Sigara icmek oldurmez]]></title><description><![CDATA[  Sigara içmek insanı öldürmez, insan insanı öldürür!!! Bu Dünyada yaşayan en zararlı hayvan insan'dır yada insan hayvan'da diyebiliriz.  1991 senesinden itibaren Amerika Nagazakiye atılan bombayla eş değerde 400.000 Nükleer bomba'dan çıkan radyasyonu Dünya atmosferine yaydı. Yugoslavya'da 4 kez yasadışı Nükleer bomba, 1991 senesinden itibaren Afganistanda ve Irak'tada bu uygulamaları yaptı.   

  George W. Bush 2004 senesinde azılı ve istikrarlı düşmanları olduğunu ve bunların Amerika halkına zarar vermekte çok istikrarlı olduğunu aynı şekilde kendilerininde Amerika halkına zarar vermekte kararlı olduklarını büyük bir içtenlikle açıklamaktan çekinmedi. Baba bush ise halkımız bizim onlara neler yaptıklarımızı bilselerdi, bizi anında tavana asarlardı diyebilicek dürüstlük gösterebiliyor.  

  Gelelim sağlık sektörüne, Aşıların içinde yer alan Civadan dolayı OTİZİM hastalığına yakalanabiliyorlar. Aşıların verdiği zararların haddi hesabı yok!!!Doktorlar modern aşıların ve hapların sadece birer ümit olduğunu aslında bunların yarar vermek yerine zarar verdiklerini açıklıyorlar.  

  Psikiyatrik tedavide kullanılan benzodiazepine bağımlılığı eroin bağımlılığından kat kat güçlü olduğunu doktorlar rahatlıkla dile getirebiliyorlar.  


      
  virüslerin yol açtığı hastalıkların çoğu tedavi edildi ve c vitamininin uygun yönetiminde tedavi edilmeye de devam edilebilir. evet bu iyileştirilebilir bulaşıcı hastalıklar için aşı tamamen gereksiz c vitaminiyle uygun tedavi varken.ve evet, aşıların tüm yan etkileri...bunlar da tümüyle gereksiz c vitamini tedavisi sayesinde aşıların önceliği artık olmazken.  

      

  Kanser için bir değil pek çok tedavi yöntemi var. ama bunların hepsi sistematik olarak NCI,ACS ve büyük onkoloji merkezleri tarafından örtbas edilmiş durumda. değiş tokuş durumuna ilgileri fazlasıyla yüksek.  

      

  c vitamininin kızamıktaki kullanımı tıbbi garipliğe bir kanıt. salgın hastalık süresince c vitamini koruyucu olarak kullanıldı ve her 6 saatte kastan veya damardan 1000mg alan herkes virüsten korunmuştur.  

      

  İçine ne kadar baktıkça o kadar daha çok şaşırıyorum. aslında tüm aşı sektörünün kocaman bir aldatmaca olduğunu buldum. çoğu doktor kendinin işe yarar olduğu konusunda ikna edici ama gerçek istatistiklere baktığınızda ve bu hastalıkların örnekleri üzerinde çalıştığınızda aslında bunun öyle olmadığını kavrıyorsunuz.  


      

  Alüminyum hakkında çok şey duymamışsınızdır, örneğin alzheimer hastalığı derneği çünkü bu dernek alüminyum endüstrisinden para alıyor....uluslararası alzheimer hastalığı tıbbi buluşması 1992 temmuzunda italyada yapıldı,kanada alüminyum derneğinin bir parçası sponsorluğunda.  

  
    

  Eğer yakından bakarsak, sağlığın hepimiz için, WHO'a göre, ilaç ve aşı anlamına geldiğini farkedebiliriz. bu hepimiz için hastalık demek.  

      

  Aşılar biyolojik silahları test etmek için kullanılıyor. Aşıların hastalıkları yaydığını buldum. Bunlar hedeflenen soykırımlar için kullanıldı.  

      

  Onlar ( amerikan kanser topluluğu ) alçakça yalan söylüyor.   


      

  eczacılık '' hastalıkla yapılan iş'' insanlık tarihindeki en büyük aldatmaca ve dolandırıcılık. ''sağlık'' ürünü milyonlarca hastaya teslim edilmeyeceği üzerine ilaç firmaları tarafından vaat edildi. onun yerine, ''ürünler'' çoğunlukla tam tersine teslim edildi: yeni hastalıklar ve sık sık, ölüm  

      

  Psikiyatriste gitmek bir insanın yapabileceği en tehlikeli işlerden biri haline geldi.  

  
    

  İnsanları Benzodiazepine'inden geri çekmek eroinden geri çekmekten daha zor.  

  Not:Benzodiazepine: etken maddesi benzodiazepin türevi maddeler olan ilaçlara örnek olarak xanax, valium, serax ve librium verilebilir.  


  Hypnotic benzodiazepines:  

   * brotizolam (Lendormin)  
    * estazolam (ProSom)  
    * flunitrazepam (Rohypnol; Hypnodorm)  
    * flurazepam (Dalmane)  
    * loprazolam (Dormonoct)  
    * lormetazepam (Loramet)  
    * midazolam (Dormicum; Versed)  
    * nimetazepam (Ermin)  
    * nitrazepam (Mogadon; Alodorm)  
    * temazepam (Restoril; Normison)  
    * triazolam (Halcion)    

  Anxiolytic benzodiazepines  

   * alprazolam (Xanax)  
    * bromazepam (Lexotan; Lexotanil)  
    * chlordiazepoxide (Librium)  
    * clonazepam (Rivotril; Klonopin)  
    * clorazepate (Tranxene)  
    * diazepam (Valium)  
    * lorazepam (Ativan; Temesta; Tavor)  
    * oxazepam (Serax; Serepax)  
    * prazepam (Centrax; Lysanxia)    


  

  nevroz gökyüzüne kale diker.  
psikoz kalenin içinde yaşar.  
psikiyatristler kiraları toplar    

  
    

  Multi-milyar dolarlık bir endüstrimiz var- insanları öldüren, sağ ve sol, sadece finansal kazanç için. Onların araştırmadan anladıkları iki doz zehir mi yoksa üç doz zehir mi daha iyi onu görmek.  

  
    

  Televizyon izlemek üçüncü gözünüzü siyah spreyle boyamak gibi birşey.  

  

  Neredeyse tüm insanlar hastalıklarından değil ilaçlarından ölüyor.  


  Şimdi bütün bu açıklamalardan sonra bir düşünelim isterseniz!!!. Niye sigaraların üzerine öldürür yazarak sigara satılmaya devam ediyor!!! ilaçların üzerinede ilaç almak öldürür yazalım!!! Aşıların üzerine içinde civa bulundurmaktadır ve bunun yarattığı civa zehirlenmesini ve sonuçlarını yazalım!!!  

  Aslında bu bir Hristiyan Büyüsüdür!!! Ve bunu bize aşılamaya kalkıyorlar!!!. Ben Büyünün ne olduğunu ve ne olmadığını çok iyi bilirim. İnsanı hipnoza sokmayıda, beyine afirmasyon göndermenin ve bilinçaltının nasıl etkileniceğinide bilirim. Ekmeğin üzerine öldürür yazsanız buda ekmek yiyenlerin ölmesine yol açıcaktır. Aslında ekmek öldürmez!!!. Devamlı olarak İnsanlar birbirlerini öldürürler.  

  Arabaların, araçların üzerinede Araç kullanmak öldürür yazsanıza, Dünyada ve ülkemizde Trafik kazalarından ölen bunca insan varken neden araç kullanmak insanı öldürür yazmıyorsunuz???  

  İnsanların birbirlerine, kendi hem cinslerine verdiklerizarar ve ölümler hakkında örnekleri çoğaltmak istemiyorum!!! Ancak, şunu istiyorum O Sigara paketlerinin üstüne yazılan iğrenç yazıları kaldırmanızı ve onun yerine dikkat sigara bağımlılık yapmaya yatkındır. Ancak o zaman Kahvelerin, çikolataların ve daha pek çok ürünün üstüne bağımlılık yaratabilir yazmanız gerekicek.  

  Dünyada kullanılan bütün yol araçlarının egzosundan çıkan gazların havayı nasıl etkilediğini düşünürsek, bence araç kullanmak sağlığa çok zararlıdır ve ölümlere yol açar havayı kirletir yazmanız gerekicek.   

  Benim gördüğüm şey şu bu Ülke Halkı ciddi bir şekilde Hıristiyanların Büyüsü Etkisi altında kalmıştır!!! Onlar neyi doğru bulsa bizde ona secde eder haldeyiz!!!.
  

  7 yaş üzeri her türlü şiddet ve korku adı altında, 7 yaş üzerindeki bütün çocuklarımıza her türlü kötülüğü izlettirmemiz mübah sayılıyor. Onların temiz bilinçaltlarını bütün bu şiddet ve kötülüklerle doldurup onların suç işlemesini bekliyoruz!!!. Sonra onlar bunu yapıncada eğitim şart diyoruz. Bu eğitim dediğimiz şey sadece Beyin yıkamasıdır!!!. Eğitim diye birşey ben bugüne kadar görmedim, gördüğüm hersene ezberleyip unutan insanlardı!!!. Son dört senede bir çok gece sordum, öbür sınıfa geçtiğinizde unutuyorsunuz değilmi diye ve hepsi unutuyoruz dedi!!! Burda eğitim verilmiyor çünkü eğitimin içinde sevgi olması lazım, Sevgi olmadıkça eğitim diye birşey olamaz. İnsan ancak sevdiği şeyi okur öğrenir. Günümüzde artık sevgi kalmadı, bunu nasıl düzelticeksiniz???.  


  Son olarak şunu unutmayın bu ülke ve insanları   Hristiyan büyüsü   altındadır. Bu örnekleri yine Hristiyan Doktorlardan ve insanlardan vererek yazdım. çünkü onların büyüsü altındasınız.  

Sigara içmek öldürmez, insan insanı öldürür!!! Bu konuyla ilgili bir anket oluşturdum forum sayfasında, dilerseniz üye olup görüş bildirebilir ankete katılabilirsiniz!!!.

  Buraya tıklayarak anketin yapıldığı sayfaya ulaşabilirsiniz.  ]]></description><pubDate>Fri, 27 Jun 2008 14:44:59 +0000</pubDate><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astrozoom-haber/sigara-icmek-oldurmez/</link><guid>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astrozoom-haber/sigara-icmek-oldurmez/</guid></item><item><title><![CDATA[7 yas uzeri siddet ve korku]]></title><description><![CDATA[7 Yaş üzeri şiddet ve korku izletmek kanunen doğru sayılıyor. Çocuklarınız 7 yaşına gelince onlara şiddet ve korku öğretin( Tv'de bunları gösterin - gösterinki uygulasınlar, suç işlesinler ).

Ancak insanlara bütün kötülükleri öğrettikten sonra, niye böyle oluyor diye insanlarla dalga geçmeye kalmayın, çünkü çok fazla çirkinleşiyorsunuz.]]></description><pubDate>Sun, 22 Jun 2008 17:15:41 +0000</pubDate><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astrozoom-haber/7-yas-uzeri-siddet-ve-korku/</link><guid>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astrozoom-haber/7-yas-uzeri-siddet-ve-korku/</guid></item><item><title><![CDATA[Insan-i Kamil]]></title><description><![CDATA[Hz.Mevlana  varlığın ışığı olan İnsan-ı Kamil’i bakın nasıl tanımlıyor:  
  
“Bütün zıtları bir potaya koyar eritir. Ne küfürle mukayyettir ne imanla. Ne
dine bağlanmıştır ne mezhebe. Fakat uzlaştırıcı bir tabiatla zahiri de
korur. İşlerini ve sözlerini inceleyen, hakkında tam bir kesin hükme
varacakken, bu hükme büsbütün aykırı bir işine, başka bir sözüne rastlar.
Yine de her işi Yerindedir. Her sözü kime söyleniyorsa onun haline ve
derecesine uygundur. Zıtları birleştirmekle  tanrılığını gösterir; kullukla
efendiliğini izhar eder. Fakat renksizlik alemini yurt edinmiştir,
şekilsizlik şeklini benimsemiştir. Aktığı yerin rengini alır, geçtiği arkın
şeklini gösterir. Yatağını da kendi kazar, geçidini de kendi yapar.”  ]]></description><pubDate>Sat, 10 May 2008 08:32:32 +0000</pubDate><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/tasavvuf/insani-kamil/</link><guid>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/tasavvuf/insani-kamil/</guid></item><item><title><![CDATA[Steve Jobs - Ac Kal Budala Kal]]></title><description><![CDATA[                            Steve Jobs - A&ccedil; Kal Budala Kal (Alt Yazili)        Uploaded by   morketing      

]]></description><pubDate>Sat, 26 Apr 2008 10:11:59 +0000</pubDate><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astrozoom-haber/steve-jobs-ac-kal-budala-kal/</link><guid>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astrozoom-haber/steve-jobs-ac-kal-budala-kal/</guid></item><item><title><![CDATA[Paypal Turkiye]]></title><description><![CDATA[    PayPal Türkiye için geri sayım başladı    
  
  Geçtiğimiz günlerde eBay Almanya ve GittiGidiyor‘un Yönetim Kurulu Üyesi Sina Afra ile yaptığım görüşmede PayPal‘ın ve eBay‘in diğer ürün ve servislerinin de önümüzdeki dönemlerde Türkiye pazarına giriyor olacağını öğrendim.  

  Sina Afra‘nın eBay ve şirketin ortağı olduğu GittiGidiyor‘daki Yönetim Kurulu Üyeliği dışında eBay‘deki sorumlulukları arasında Avrupa‘daki M&A ve Almanya‘daki strateji operasyonları yer alıyor.  

  Türkiye‘yi de kapsamına alan sorumlulukları dolayısıyla eBay‘in bu pazara bakışı ve gelecek planları ile ilgili en doğru kaynak olan Sina Afra, önümüzdeki 12-18 aylık süreçte, ki buna 2008 sonu ya da en geç 2009 başı dememiz mümkün, dünyanın en önemli internet tabanlı ödeme sistemlerinden PayPal‘ın Türkiye operasyonunun başlayacağını söyledi.  

  Bu açıklamadan yola çıkarak gelişmenin bir başlangıcı olarak PayPal‘ın bir süre önce Türkiye merkezli üyelerinin VISA kart hesaplarına geri ödeme imkanını başlattığını düşünebiliriz. Hatırlarsınız PayPal Türk kullanıcıları için sadece Amerikan bankalarına ödeme imkanı sunmaktaydı.  

  eBay‘in GittiGidiyor ile Türkiye pazarına önemli girişi, öncesinde seri ilan servisi Kijiji ailesinden olan Intoko ile bu pazarda yer alıyor olması ve elbette Skype‘ın Türkiye operasyonunun aktif olarak sürmesi “sırada PayPal mı var?” sorusunu aklımıza getiriyordu.  

  Sina Afra ile yaptığımız görüşmede eBay ve Türkiye açısından önemli stratejik gelişmelerden de haberdar oldum. eBay‘in Türkiye pazarına bakışı ve sahip olduğu tüm servis ve ürünlerle ülkemizde faaliyet göstermeyi planladığını yazımın başında belirtmiştim. Buna ek olarak şirketin uzun vade planları arasında Türkiye‘de de bir eBay kampüsü oluşturma ihtimalini öğrendim.  

  Mevcut ve gelecek operasyonlardaki kaynak kullanımları, personel sayıları ve pazar büyüklüğü ile değerlendirildiğinde önümüzdeki 4-5 sene içinde eBay‘in lokal bir kampüs kurarak Türkiye‘deki tüm operasyonunu merkezi olarak buradan yönetmesi ve sürdürmesi bir seçenek olarak akıllardaymış.  

  PayPal‘ın yakın zamanda ülkemizde aktif operasyona girmesi ile e-ticaret alanında nasıl değişimler olacağını ve özellikle internet girişimcileri için ne tür imkanlar sağlayabileceğini tahmin edebilirsiniz. PayPal ile oluşacak sanal POS rekabetinin bankalar tarafından ne tür yeni uygulamaları beraberinde getireceğini de kurgulamak çok zor değil.  

  Tüm bu gelişmelerin ışığında zaten genç bir internet popülasyonuna sahip Türkiye‘nin internet üzerinde ticari anlamda da değer yaratan bir konuma gelmesi, hali hazırda internet pazarının popülasyonu ile dünyanın ilgisini çekiyor olmasını büyük ölçüde güçlendirecek ve yeni yatırım girişlerini beraberinde getirecektir.  

  Aynı bakış açısından yola çıkarak ülkemizin, eBay‘in olası bir kampüs oluşturması durumunda global şirketlerin operasyon merkezi konumuna gelmesi açısından da önemli potansiyeli bulunmaktadır.  
  
Sina Afra ile yapmış olduğum görüşmeden edindiğim bilgiler ile heyecanlanmamak elde değil. Bu gelişmeleri göz önünde bulundurarak kişi ve kurumların stratejilerini modellemesi eminim birçok alanda değer yaratacaktır.  

    Yazar: Arda Kutsal    
  Kaynak:   webrazzi    ]]></description><pubDate>Mon, 21 Apr 2008 14:57:49 +0000</pubDate><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astrozoom-haber/paypal-turkiye/</link><guid>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astrozoom-haber/paypal-turkiye/</guid></item><item><title><![CDATA[Ahmadinejad: 11 Eylul Saldirilari Supheli]]></title><description><![CDATA[  
    Mahmoud Ahmadinejad: 11 Eylül Saldırıları Şüpheli    

    Ahmedinejad, 11 Eylül 2001'de New York Kentinde Düzenlnen Saldırıları 'Şüpheli' Olarak Nitelendirdi. Ahmedinejad, Washington'un Bu Saldırıyı Kullanarak Afganistan ve Irak'ı İşgal Ettiğini Vurguladı.    


  İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, 11 Eylül 2001'de ABD'nin New York kentinde düzenlnen saldırıları 'şüpheli' olarak nitelendirdi. Ahmedinejad, Washington'un bu saldırıyı kullanarak Afganistan ve Irak'ı işgal ettiğini vurguladı.  

  Kutsal Kum kentindeki stadyumda halka seslenen Ahmedinejad, 'Birkaç yıl önce New York'ta şüpheli bir olay meydana geldi. Bir bina çöktü ve 3 bin kişinin öldüğünü söylediler, ama bu kişilerin isimlerini açıklamadılar' dedi.  

  Ahmedinejad, ABD'nin bu olayın etkisinden yararlanarak Afganistan ve Irak'ı işgal ettiğini vurguladı. İran lideri, işgal nedeniyle sadece Irak'ta 1 milyon kişinin öldüğünü hatırlattı.  
  
  (Cihan Haber Ajansı)    

    Kemal Milar'ın Yorumu:     

  Böyle bir açıklama yaptığı için öncelikle Mahmoud Ahmadinejad'ı tebrik ederim. Gerçi uzun zamandır, google videolarında, youtube viedolarında bilim adamları bu konu hakkında sık sık görüşlerini dile getirip öyle bir binanın asla bu şekilde yıkılmasının mümkün olmadığını yıllardır halka açıklıyorlardı. Bu konuyla ilgili bende   forum sayfamızda   bir başlık açıp düşüncelerimi dile getirmiştim.  

  Dolayısıyla müslüman ülkelerden biri olan İran'ın Cumhurbaşkanı aynı zamanda, Profesör ve İnşaat Mühendisi olan Mahmud Ahmedinejad'ın böyle bir açıklamada bulunması şahsen beni mutlu etti.  ]]></description><pubDate>Wed, 16 Apr 2008 07:41:23 +0000</pubDate><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astrozoom-haber/ahmadinejad-11-eylul-saldirilari-supheli/</link><guid>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astrozoom-haber/ahmadinejad-11-eylul-saldirilari-supheli/</guid></item><item><title><![CDATA[Kalp krizi ve sicak su]]></title><description><![CDATA[  

  Bu yazı çok güzel bir yazıdır. Sadece öğünlerden sonra sıcak su içme konusuna değil kalp krizi risklerine de değinmektedir. Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik.  
  Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir.  
  Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır.  
  Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir.  
  Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun.  
  İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür.  
  Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.  
  Bir kardiyoloji uzmanı diyor ki; Eğer bu mesajı okuyan herkes arkadaşlarına gönderirse bir hayat kurtarır.   ]]></description><pubDate>Thu, 03 Apr 2008 01:09:59 +0000</pubDate><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astrozoom-haber/kalp-krizi-ve-sicak-su/</link><guid>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astrozoom-haber/kalp-krizi-ve-sicak-su/</guid></item><item><title><![CDATA[Astroloji kendi başına bir bilimdir]]></title><description><![CDATA[    Astroloji   kendi başına bir   bilimdir   ve aydınlatıcı bir bilgi yığını ihtiva eder. Bana bir sürü şey öğretti, astrolojiye çok şey borçluyum. Jeofizik bulgu, yıldızların ve gezegenlerin yeryüzüyle bağlantılı gücünü gözler önüne seriyor. O halde astroloji de bir ölçüde bu gücü sağlamlaştırıyor demektir.   Bu nedenle astroloji insanlığa hayat veren bir iksir gibidir.      Albert Einstein  

  Albert Einstein'ın söylediği sözün Almancası ;  

  Die Astrologie ist eine Wissenschaft für sich. Aber eine wegweisende. Ich habe viel aus ihr gelernt und vielen Nutzen aus ihr ziehen können. Die physikalischen Erkenntnisse unterstreichen die Macht der Sterne über irdisches Geschick. Die Astrologie aber unterstreicht in gewissem Sinne wiederum die physikalischen Erkenntnisse. Deshalb ist sie eine Art Lebens-elixier für die Gesellschaft!  

  Albert Einstein'ın söylediği sözün İngilizcesi ;  
  
Astrology is a science in itself and contains an illuminating body of knowledge. It taught me many things, and I am greatly indebted to it. Geophysical evidence reveals the power of the stars and the planets in relation to the terrestrial. In turn, astrology reinforces this power to some extent. This is why astrology is like a life-giving elixir to mankind.  

]]></description><pubDate>Thu, 27 Mar 2008 13:54:22 +0000</pubDate><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astroloji/astroloji-kendi-bana-bir-bilimdir-/</link><guid>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/astroloji/astroloji-kendi-bana-bir-bilimdir-/</guid></item><item><title><![CDATA[Uyanik Cinler]]></title><description><![CDATA[    Mearic Suresi(Resmi Mushaf : 70 / İniş Sırası : 79)    

    Meâric Anlamı:   Miraçlar, yükselme noktaları.  

  21. Kendisine hayır ve nimet ulaşınca ondan başkalarının yararlanmasına engel olur.  

  Bu Ayet birde şu Şekilde okuyalım;  

    19. İşin gerçeği şu ki insan; aceleci, hırslı, sabırsız, tahammülsüz yaratılmıştır.    
  
  20. Kendisine kötülük / hoşnutsuzluk dokununca basar bağırır.    

    21. Kendisine hayır ve nimet ulaşınca ondan başkalarının yararlanmasına engel olur.    

  İnsanoğlu işte aynen bu Ayette anlatıldığı gibidir.   

  21. Ayet ( Delil ):Kendisine hayır ve nimet ulaşınca ondan başkalarının yararlanmasına engel olur. İşin ilginç yanı iylik yaptığınız insanlardan bırakın bir iylik yapmalarını, aksine iylik yaptığınız için birde size nankörlük etmeleri şaşırtıcıdır.   

  Kendisine Müslüman sözü çok doğru bir sözdür. Bir çok insan sözde müslüman gözüküp içte tam aksidirler. Bunun için Bakara Suresinin 14.cü Ayetine bir bakalım;  


    14. Bunlar iman etmiş olanlarla yüzyüze geldiklerinde, “iman ettik” derler.   Kendi şeytanlarıyla   başbaşa kaldıklarında ise söyledikleri şudur:   “Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz  . Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz.    
  
İşte durum aynen burda anlatıldığı gibidir. Şimdi bir önceki Ayete bir bakalım;  
  
  13. Onlara,   “insanların inandığı gibi siz de inanın”   dendiğinde,   “yani biz de kafası çalışmayan zavallılar gibi inanalım mı”   derler. Haberiniz olsun ki, kafası çalışmayan düşük seviyeliler onların ta kendileridir; fakat bilmiyorlar.    
  
12. Dikkat edin, gerçekte onlar, bozgun getirenlerin ta kendileridir de bunun bilincinde olmuyorlar.  
  
  11. Onlara,   “yeryüzünde bozgun çıkarmayın”   dendiğinde,   “tam tersine, bizler barış ve esenlik getirenleriz”   demişlerdir.    

    10.   Kalplerinde bir hastalık vardır   da Allah onları hastalık yönünden daha ileri götürmüştür. Ve onlar için, yalancılık etmiş olmaları yüzünden acıklı bir azap öngörülmüştür.    

    18.   Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler  . Onlar artık dönmezler.    
  
Bu Ayetlerde anlatılanlar, o zamandan bu zamana kadar hiç değişmedi. Aynı insanları bu zamandada aynı görüyoruz. Tarih tekerürden ibaretttir, sözününde ne kadar doğru olduğunuda anlıyoruz.  

  Tekrar Meariç suresinin 21.ci Ayetine bir bakalım;  

    21. Kendisine hayır ve nimet ulaşınca ondan   başkalarının yararlanmasına engel olur.      

  Peki neden böyle olur? Cevabı çok basittir,   Enayimi! Hayır UYANIK!   İnsanoğlunun kendisi aslında Cin'dir. Şimdi En'am ( Anlamı : Hayvanlar, davarlar ) Suresinin 112.ci Ayetine bir bakalım;  

    112. İşte böyle, biz her peygambere   insan ve cin şeytanlarını   düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar;    

      İnsan ve cin şeytanlarını    . Tekrar Bakara ( Anlamı : Öküz ) Suresini bir daha okuyalım;  

    14. Bunlar iman etmiş olanlarla yüzyüze geldiklerinde, “iman ettik” derler.   Kendi şeytanlarıyla   başbaşa kaldıklarında ise söyledikleri şudur:   “Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz  . Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz.    
  
Küçüklüğümden beri bu uyanık insanları görmüşümdür, sizlerde muhakkak görmüşsünüzdür. Gençliklerinde her türlü uyanıklığı yaparlar, her türlü günahı işlerler sonra yaşlandıklarında sakal bırakıp, Haca gideriz anamızda emdiğimiz süt gibi bütün günahlarımızdan arınırız diye düşünürler.   

  Bunlar benim düşündüğüm şeyler değil, bunları  insan kılığına bürünmüş olan Cin'lerden ( İnscinler de diyebiliriz ) dinlemişimdir. Kalplerindeki hastalıktan ötürü bu insanlar namaz kılsalarda, anlamını bilmeden Sureleri mırıldanırlar ( anlamını bilmedikleri sureleri okurlar ).   

  Bu hastalıktan dolayı, anlamını bilmek için uğraşmazlar, bunu istemezler. Anlamını bilmek istemezler, robot gibi namaz kılarlar, bu kendilerine hatırlatıldığında hemen yüz çevirirler ve yine anlamını bilmeden okumaya devam ederler. İnsanoğlu aslında anlamak için hiçbir çaba sarfetmez, sadece nefsinin kolayına geleni yaparlar. Tassavvufta buna   Nefsi Emmare   adı verilir.  

  İnsanlar için gösteriş her zaman en önemli şey olmuştur. Gösteriş için Namaz kılarlar ama okudukları Surelerin hiç birinin Türkçe anlamını bilmezler, bilmekte istemezler, sadece gösteriş için yaparlar, aslında herşeyleri gösterişten ibarettir. Gösteriş için her Ay yeni bir cep telefonu alırlar, Her yıl son model araba alırlar, her yıl buzdalaplarını yenilerler.  

  Asla altta kalmak istemezler, öyleki hava atmak için özel şöförler kendilerine kiralarlar. Daima kendilerini Önemli biri gibi göstermek isterler. İnsan cinler gösterişe önem verirler, neden vermesinler ki? Herkez gösterişe önem veriyor, o zaman onlarında çoğunluğa uymaları gerekir ve uyarlarda!.  

  İşin ilginç yanı kendilerine bir iylik ulaşınca bunu asla paylaşmazlar ama bir kötülük ulaştığında bunu hemen başkalarıyla paylaşırlar!. Yani kendilerine gelen kötülüğü başkalarınada bulaştırmak isterler ama iyliği asla paylaşmazlar!. Niye paylaşsınlar ki kim enayi olmak ister! kimse tabiki!!!.   ]]></description><pubDate>Sun, 16 Mar 2008 05:52:01 +0000</pubDate><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/tasavvuf/uyanik-cinler/</link><guid>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/tasavvuf/uyanik-cinler/</guid></item><item><title><![CDATA[Kalp Ve 121 Ayet]]></title><description><![CDATA[  Kalp bütün toplumlarda Sevgiyle özleştirilir. Kur'an-ı Kerimde Kalp kelimesinin geçtiği Ayetlerde arama yaptım. Arama sonucunda 121 Ayet çıktı, bu Ayetler aşağıda yer almaktadır.  

    Bakara Suresi (7)  Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.   

    Bakara Suresi(10)    kalplerinde   münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.   

    Bakara Suresi(74)  Sonra bunun ardından   kalpleriniz   yine katılaştı, taş gibi; hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.   

    Bakara Suresi(93)  Hani, Tûr'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik" demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların   kalplerine   sindirilmişti. Onlara de ki (Tevrat'a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!   

    Bakara Suresi(118)  Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların   kalpleri   (anlayışları) birbirine benziyor. Biz âyetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.   

    Bakara Suresi(225)  Allah sizi, kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi   kalplerinizin   kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir)   

    Al-i İmran Suresi(7)  O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir.   kalplerinde   bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak   akıl sahipleri düşünüp anlar.     

    Al-i İmran Suresi(8)  (Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra   kalplerimizi   eğriltme. Bize katından bir   rahmet   bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin."   

    Al-i İmran Suresi(8)  Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler   birbirinize düşmanlar idiniz   de   o, kalplerinizi birleştirmişti  . İşte onun bu nimeti sayesinde   kardeşler   olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.   

    Al-i İmran Suresi(118)  Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır.   kalplerinde   gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık.   

    Al-i İmran Suresi(126)  Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır.   

    Al-i İmran Suresi(151)  Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.   

    Al-i İmran Suresi(154)  Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; "Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'ındır." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: "Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah bunu göğüslerinizdekini denemek,   kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.  "   

    Al-i İmran Suresi(156)  Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın. Allah bunu (bu düşünceyi) onların   kalplerine   bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.   

    Al-i İmran Suresi(167)  İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi.Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla   kalplerinde   olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.   

    Nisa Suresi(63)  Onlar, Allah'ın   kalplerindekini   bildiği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle.   

    Nisa Suresi(157)  Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.
   

    Maide Suresi(13)  İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah iyilik yapanları sever.   

    Maide Suresi(41)  Ey Peygamber!   kalpten   inanmadıkları halde ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: "Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun. O verilmezse sakının." Allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın.   Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir  .Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.   

    Maide Suresi(52)  İşte   kalplerinde bir hastalık   (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar.   

    Maide Suresi    
    Maide Suresi(113)  Onlar, "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz yatışsın. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona, (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım" demişlerdi.   

    Enam Suresi(110)     Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz   de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.   

    Enam Suresi(46)  De ki: "Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah'tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?" Bak, biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar?   

    Enam Suresi(43)  Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya... Fakat (onu yapmadılar)   kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.     

    Enam Suresi(36)  (Davete), ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Sonra da hepsi ona döndürülürler.   

    Enam Suresi(25)  İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var.   Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız.   Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, "Bu (Kur'an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil" derler.   

    Araf Suresi(179)  Andolsun biz, cinler ve insanlardan,   kalpleri olup   da bunlarla   anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen   birçoklarını   cehennem   için var ettik. İşte bunlar   hayvanlar   gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.   

    Araf Suresi(101)  İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah   kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler  .   

    Araf Suresi(100)  Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların   kalplerini mühürleriz   de onlar hakkı işitmezler.   
	
    Araf Suresi(43)     Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık  . Altlarından da ırmaklar akar. "Hamd, bizi buna eriştiren Allah'a mahsustur. Eğer Allah'ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler" derler. Onlara, "İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!" diye seslenilir.   

    Enfal Suresi(2)  Mü'minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman   kalpleri ürperir  . Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.   

    Enfal Suresi(10)  Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla   kalpleriniz yatışsın   diye yapmıştı. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.   

    Enfal Suresi(11)  Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek,   kalplerinizi pekiştirmek   ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu.   

    Enfal Suresi(12)  Hani Rabbin meleklere, "Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kafirlerin   kalplerine   korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına" diye vahyediyordu.   

[quote]Hani münafıklar ve   kalplerinde hastalık bulunan kimseler  , "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.   

    Enfal Suresi(63)  Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah'tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır.Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.   

    Enfal Suresi(70)  Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer   Allah kalplerinizde   (iman, ihlas, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.   

    Tevbe Suresi(8)  Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa   kalpleri buna karşı çıkıyor  . Onların pek çoğu fasık kimselerdir.   

    Tevbe Suresi(15)  Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü'min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve   onların kalplerindeki öfkeyi gidersin  . Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.   

    Tevbe Suresi(45)  Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan,   kalpleri şüpheye düşüp   kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler.   

    Tevbe Suresi(60)  Sadakalar (zekatlar), Allah'tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar,   kalpleri İslam'a ısındırılacak   olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.   

    Tevbe Suresi(64)  Münafıklar,   kalplerinde olan şeyleri  , yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: "Siz alay ede durun! Allah, çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır."   

    Tevbe Suresi(77)  Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için o da   kalplerine  , kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu.   

[quote]Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve   kalpleri mühürlendi  . Artık onlar   anlamazlar  .   

    Tevbe Suresi(93)  Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geri kalan (kadınlarla) birlikte olmaya razı oldular. Allah ta   kalplerini mühürledi  . Artık onlar bilmezler.   

    Tevbe Suresi(103)  Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.   

    Tevbe Suresi(110)  Kurmuş oldukları binaları, (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.   

    Tevbe Suresi(117)  Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının   kalpleri eğrilmeğe   yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir.   

    Tevbe Suresi(125)    kalplerinde hastalık olanların ise  , pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış), böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir.   

    Tevbe Suresi(127)  Bir sûre indirildi mi, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, Allah onların   kalplerini çevirmiştir  .   

    Yunus Suresi(88)  Mûsâ şöyle dedi: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun'a ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve   kalplerine darlık ver  , çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler."   

    Yunus Suresi(74)  Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların   kalplerini böylece mühürleriz  .   

    Yunus Suresi(57)  Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt,   kalplere bir şifâ   ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur'an) geldi.   

    Hud Suresi(5)  İyi bilin ki onlar, O'ndan gizlenmek için, kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.   

    Rad Suresi(28)  Onlar, inananlar ve   kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşanlardır  . Biliniz ki,   kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.     

    Hicr Suresi(47)  Biz onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.   

    İbrahim Suresi(43)  O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez,   kalpleri de bomboştur  .   

    Nahl Suresi(22)  Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların   kalpleri   bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.   

    Nahl Suresi(78)    Allah sizi, analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.     

    Nahl Suresi(108)  İşte onlar,   Allah'ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir  . İşte onlar gafillerin ta kendileridir.   

    İsra Suresi(36)  Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.   

    İsra Suresi(46)    Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız.   Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.   

    Kehf Suresi(15)  Kalkıp da, "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, ondan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?" dediklerinde onların   kalplerine kuvvet vermiştik.     

    Kehf Suresi(57)  Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için,   kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.     

    Meryem Suresi(14)  (Yahya dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) "Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl" dedik. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan   kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik  . O, Allah'tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi.   

    Enbiya Suresi(3)  Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak,   kalpleri de gaflette   olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"   

    Hac Suresi(32)  Bu böyle. Her kim de Allah'ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse şüphesiz ki bu   kalplerin takvasından   (Allah'a karşı gelmekten sakınmasından)dır.   

    Hac Suresi(35)  Onlar, Allah anıldığı zaman   kalpleri ürperen  , başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.   

    Hac Suresi(46)  Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki,   düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun?   (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü   gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur  .   

    Hac Suresi(53)  Allah şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler derin bir ayrılık içindedirler.   

    Hac Suresi(54)  Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da   kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar  . Hiç şüphe yok ki Allah iman edenleri doğru yola iletir.   

    Müminun Suresi(60)  Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,   

    Nur Suresi(37)  Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler. Onlar,   kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.     

    Nur Suresi(50)    kalplerinde bir hastalık mı var  , yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, işte onlar asıl zalimlerdir.
   

    Şuara Suresi(89)  "  Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka.  "   

    Neml Suresi(74)  Şüphesiz senin Rabbin onların   kalplerinin gizlediği   şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir.   

    Kasas Suresi(43)  Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ'ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların   kalp gözünü açan   deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.   

    Ankebut Suresi(49)  Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin   kalplerindeki apaçık âyetlerdir  . Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.   

    Rum Suresi(59)  Allah, bilmeyenlerin   kalplerini işte böyle mühürler  .   

    Ahzab Suresi(4)    Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır  . Kendilerine zıhâr yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir.   

    Ahzab Suresi(12)  Hani münafıklar ve   kalplerinde hastalık olanlar  , "Allah ve Resülü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.   

    Ahzab Suresi(26)  Allah kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve   kalplerine büyük bir korku saldı  . Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz.   

    Ahzab Suresi(51)  Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur.   Allah kalplerinizdekini bilir.   Allah hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)   

    Ahzab Suresi(61)  Andolsun, eğer münafıklar,   kalplerinde bir hastalık bulunanlar   ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.   

    Sebe Suresi(23)  Allah katında, onun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de)   kalplerinden korku giderilince   birbirlerine, "Rabbiniz ne söyledi?" diye sorarlar. Onlar da "Gerçeği" diye cevap verirler. O yücedir, büyüktür.   

    Saffat Suresi(84)  Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti   

    Zümer Suresi(45)  Allah bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete inanmayanların   kalpleri daralır  . Allah'tan başkaları (ilahları) anıldığında bakarsın sevinirler.   

    Zümer Suresi(23)  Allah sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da)   kalpleri de Allah'ın zikrine karşı yumuşar  . İşte bu Kur'an Allah'ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.   

    Zümer Suresi(22)  Allah'ın, göğsünü İslâm'a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse,   kalbi imana kapalı kimse gibi midir?   Allah'ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.   

    Mümin Suresi(19)  Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.   

    Mümin Suresi(56)  Allah'ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların   kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır  . Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah'a sığın. Şüphesiz O hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.   

[quote]Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı   kalplerimiz örtüler içerisindedir  . Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."   

    Casiye Suresi(20)  Bu Kur'an, insanlar için   kalp gözleri   (konumundaki bir nur), kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir.   

    Ahkaf Suresi(26)  Andolsun, size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik.   Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı.   Çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.
   

    Muhammed Suresi(16)  Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek), kendilerine bilgi verilmiş olanlara, "Az önce ne söyledi?" derler. İşte bunlar, Allah'ın,   kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir  .   

    Muhammed Suresi(20)  İnananlar, "Keşke bir sûre indirilse!" derler. Fakat hükmü apaçık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince;   kalplerinde hastalık olanların  , ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır.   

    Muhammed Suresi(24)  Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa   kalplerin üzerinde kilitleri mi var?     

    Muhammed Suresi(29)  Yoksa,   kalplerinde hastalık   olanlar Allah'ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?   

    Fetih Suresi(4)  O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için   kalplerine huzur ve güven indirendir.   Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.   

    Fetih Suresi(11)  Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah'tan bizim için af dile" diyecekler.   Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler  . De ki: "Allah sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, ona karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah yaptıklarınızdan haberdardır."   

    Fetih Suresi(26)  Hani inkar edenler   kalplerine   taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zâten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.   

    Hucurat Suresi(14)  Bedevîler "İman ettik" dediler. De ki: "İman etmediniz. (Öyle ise, "iman ettik" demeyin.) "Fakat boyun eğdik" deyin.2 Henüz iman   kalplerinize girmedi  . Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."   

    Kaf Suresi(33)  Onlara şöyle denir:) "İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, onun emrini gözeten için, görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahmân'dan korkan ve   O'na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.  "   

    Necm Suresi(11)    kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.     

    Hadıd Suresi(16)  İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı   kalplerinin saygı   ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece   kalpleri katılaşanlar   gibi olmasınlar. Onlardan bir çoğu fasık kimselerdir.   

    Hadıd Suresi(27)  Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine uyanların   kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk.   (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.   

    Mücadele Suresi(22)  Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah'a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların   kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir  . Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah'ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.   

    Haşr Suresi(10)  Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla.   kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma!   Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin."   

    Haşr Suresi(13)  Onların   kalplerinde size karşı duydukları korku  , Allah'a karşı duydukları korkudan daha baskındır. Bu onların anlamaz bir toplum olmaları sebebiyledir.   

    Haşr Suresi(14)  Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Halbuki   kalpleri darmadağınıktır  . Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.   

    Saff Suresi(5)  Hani Mûsâ kavmine, "Ey kavmim! Allah'ın size gönderdiği peygamberi olduğumu bilip durduğunuz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Onlar yoldan sapınca,   Allah ta kalplerini   (doğru yoldan) saptırdı. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.   

    Münafikun Suresi(3)  Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de   kalplerine mühür vurulması sebebiyledir.   Artık onlar anlamazlar.   

    Tahrim Suresi(4)  (Ey peygamber'in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah'a tövbe ederseniz, ne iyi.   Çünkü kalpleriniz kaydı.   Eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü'minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar.   

    Mülk Suresi(23)  De ki: "  O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!  "   

    Müddessir Suresi(31)  Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü'minler şüpheye düşmesin,   kalplerinde bir hastalık bulunanlar   ile kâfirler, "Allah örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi" desinler. İşte böyle. Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.   

    Naziat Suresi(8)  O gün birtakım   kalpler   (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.   

    Mutaffifın Suresi(14)  Hayır hayır!   Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır  .   

    Adiyat Suresi(11)  Acaba o bilmiyor mu ki, kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve   kalplerdeki ortaya konulduğu zaman  , işte o gün onların Rabbi kendilerinin her halinden mutlaka haberdardır.   

    De ki: "    Cinlerden ve insanlardan  ; insanların   kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden  , insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."   
]]></description><pubDate>Fri, 14 Mar 2008 06:55:12 +0000</pubDate><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/tasavvuf/kalp-ve-121-ayet/</link><guid>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/tasavvuf/kalp-ve-121-ayet/</guid></item><item><title><![CDATA[ilim ve nokta]]></title><description><![CDATA[Hz. Ali'ye (s.a) insanlar sordular.Hz. Muhammed Mustafa Aleyhisselam sizin hakkınızda buyurdu ki: Ene Medinet-ül İlmü ve Aliyyün Bab-ü hâ.  
"Ben ilmin şehriyim,Ali kapısıdır.  

  Ya Ali ! biz senden bu ilmin sırrından sual ederiz,bize haber ver,bu ilim nedir ?
Hz. Ali (s.a) buyurdu ki “El ilmü nokta tün Fe kessere hâ El cahilûn.” İlim bir nokta idi cahiller (boş sözlerle) onu çoğalttı.  

  Ya Ali ! o nokta nedir ?  

  Hz. Ali Buyurdular: Ne zaman bu sır cahillere aşikar olursa,bilin ki kıyamet yakındır.
Allah’ın bilinmeyen bu gizli hikmetlerinden size haber vereyim,lakin şu şartımı da hiçbir zaman unutmayasınız.Benin sizlere açıklayacağım ilahi sırları ehil olmayanlara açıklamayasınız.  

  “Allah’ın bilinmeyen gizli hikmetleri,semâvi kitaplar olan yaprak sahifelerinde,Tevrat’ta,Zebur’da,İncil’de ne kadar sır varsa,Kur’an-ı Kerim’de de vardır. Ve yine bu sırların hepsi Kur’an-ı Kerim’de toplanmıştır.Kur’an-ı Kerim’de olan sırlarda Fatiha Suresinde toplanmıştır.  

  Fatiha-yı Şerif’ teki sırlar da Besmele-i Şerif’te toplanmıştır.Besmele-i Şerif’te toplanan sırlar ise Besmelenin baş harfi olan Bâ’ dadır. Bâ’daki sırlar da,O’nun altındaki noktadadır.İşitin ve bilin ki,işte ben o noktayım.” Buyurdular.  ]]></description><pubDate>Fri, 22 Feb 2008 12:19:07 +0000</pubDate><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/tasavvuf/ilim-ve-nokta/</link><guid>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/tasavvuf/ilim-ve-nokta/</guid></item><item><title><![CDATA[Ne Hristiyan im, ne Musevi, ne Müslüman]]></title><description><![CDATA[Ne Hristiyanım, ne Musevi, ne Müslüman  
Ne doğudan, ne batıdan, ne karadan, ne denizdenim  
Ne doğanın taş ocaklarından ne de göğün yuvarlaklarındanım  
Ne topraktan, ne sudan, ne havadan ne de ateştenim  
Ne Hindistan'dan, ne Çin'den, ne Bulgaristan'dan, ne de Saksin'denim  
Ne iki Irak krallığından, ne de Horasan topraklarındanım  
...
Yerim mekansızlıktır, izim izsizliktir  
Ne bedenden ne de ruh, ben ruhların ruhundanım...   

    Mevlana Celaleddin Rumi   (1207-1273)  ]]></description><pubDate>Sat, 02 Feb 2008 04:34:19 +0000</pubDate><link>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/tasavvuf/ne-hristiyan-im-ne-musevi-ne-musluman/</link><guid>http://www.astrozoom.com/kemal_milar/tasavvuf/ne-hristiyan-im-ne-musevi-ne-musluman/</guid></item></channel></rss>