Share    Google+

28 Dakikalik Olum

Dannion Brinkley'nin Ölüme Yakın Deneyimi ve 13cü Burç:

Halen Hayattayım Dannion Brinkley

1975 yılında, Dannion Brinkley gökgürültülü bir fırtına esnasında telefonda konuşuyordu. Telefon kablosuna düşen bir yıldırım başına ve vücudunun diğer kısımlarına binlerce voltluk elektrik gönderir. Kalbi durur ve ölür, fakat işin aslında, bir NDE yaşamıştır. Brinkley morgda 28 dakika sonra yeniden canlandığında, anlatacağı müthiş bir hikayesi vardı. Aşağıdakiler Paul Perry ile yazdığı kitabı Saved By the Light'tan alınmıştır.

Sonrasında duyduğum ilk ses bir yük trenine benzeyen bir sesin kulağıma ışık hızıyla gelmesiydi. Elektrik şokları bütün vücudumdan aktı ve her hücremi pil asitinin içinde eridiğini hissettim. Ayakkabımın çivileri yerdeki çivilere yapışmıştı dolayısıyla havaya fırladığımda ayaklarım ayakkabılarımdan çıktı. Gözümün önünde tavanı gördüm ve yatağımın üzerine düşerken bir dakika için nasıl bir gücün bu kadar acıya sebep olabileceğini ve beni bu şekilde tutabileceğini tahmin edemedim. Bir saniyenin bile yarısı kadar olan bir süre bir saat gibiydi.

Korkunç bir acıdan sonra kendimi huzur ve sakinlik verici bir denge hissiyatında buldum. Daha önce hiç bilmediğim ve şu ana kadar da hiç hissetmediğim bir histi. Sanki çok güzel bir sakinlik içinde banyo yapmak gibiydi. Ne olmuş olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu, ama bu kadar huzur içinde olmama rağmen nerede olduğumu bilmek istiyordum.

Etrafıma bakmaya başladım, havada dönüyordum. Aşağımda yatağın üzerine fırlatılmış vücudum vardı. Ayakkabılarım tütüyordu ve telefon ellerimde erimişti. Sandy’nin odaya koştuğunu görüyordum. Yatağın yanında durup bana korkunç bir ifadeyle bakıyordu, tıpkı bir ebeveynin çocuğunu yüzme havuzunda ters dönmüş bir şekilde yattığını gördüğündeki ifade gibiydi.

Tommy 10 dakikadan az bir süre içerisinde geldi. Ters bir şeyler olduğunu biliyordu çünkü patlamayı telefondan duymuştu. Tommy'nin beni tutmasını ve ambulans geciktiği için küfürler ettiğini izledim..Siren sesleri duyulmaya başlamıştı. Sağlık görevlileri beni sedyeye koyup ambulansa götürürlerken üçünün tepesinde uçuşuyordum, Sandy, Tommy ve kendim.

Havalandığım yerden, herkesten 5 metre kadar yükseklikte, yüzüme düşen yağmuru ve ambulans ekibinin arkalarının ıslandığını görebiliyordum. Gördüğüm perspektif bir televizyon ekranı gibiydi. Öfke ve acı duymadan, sedyedeki kişinin titreyip, seğirip, sıçradığını seyrettim. Ölü bedenimden ambulansın önüne doğru baktım. Bir tünelin oluştuğunu gördüm, bir hortumun gözü gibi açılıyor ve bana doğru geliyordu. Ben hiç kımıldamadım, tünel bana doğru geldi.

Çan sesleri vardı tünel bana doğru ve sonra da etrafımda spiral çizerken. Hemen sonrasında görülen hiçbirşey yoktu. Ne ağlayan Sandy, ne ambulans ekibinin ölü bedenime kalp masajı yapması, ne hastaneyle telsizden yapılan çaresiz konuşmalar.. sadece bir tünelin beni bütünüyle sarışı ve yedi çanın ardı ardına ritmik bir şekilde çalan güçlü güzel sesleri..

Karanlığa doğru baktım. Yukarıda bir ışık vardı ve ona doğru elimden geldiği kadar hızlı hareket etmeye başladım. Bacaklarımı kıpırdatmadan ışık hızıyla hareket ediyordum. İlerledikçe ışık daha da parlaklaşıyordu ta ki bütün karanlığı yok edecek ve beni tamamiyle gözalıcı bir ışık cennetinde bırakana kadar. Bu gördüğüm en parlak ışıktı, ve buna rağmen gözlerimi birazcık bile acıtmıyordu. Bu ışık, karanlık bir odadan güneşli bir odaya geçildiğinde hissedilen acının tam tersine, gözlerimi rahatlatıyordu.

Sağıma doğru baktım ve sisin arasından gümüş bir formun bir siluet şeklinde görünmeye başladığını fark ettim. Yaklaştıkça sevgi kelimesinin bütün anlamlarını içeren derin bir sevgi hissetmeye başladım. Sanki sevgilim, annem ve en yakın arkadaşımın binlerce kat fazlası gibiydi. Işık varlık yakınıma geldikçe, bu sevgi hissiyatı o kadar yoğunlaştı ki dayanamayacak kadar zevk vericiydi.

Işık varlık tam önümde durdu. Onun özüne doğru baktığımda, renk prizmaları, sanki her birinden gökkuşağının renklerini yayan binlerce minik pırlantadan oluşmuş gibiydi.

Onun varlığında kendimi çok rahat hissettim, varlığındaki samimiyet sanki hissettiğim bütün duyguları hissettiğine inanmamı sağladı. Aldığım ilk nefesten yıldırım çarpmasıyla cızırdayana kadar.. Bu varlığa bakarken kimsenin beni ondan daha fazla sevemeyeceğini, ve kimsenin bana karşı ondan daha fazla empati, sempati, cesaretlendirme, yargısızlık ve merhamet duyamayacağını hissediyordum.

Işık varlık beni içine çekti ve bunu yaptığında bütün hayatımı yeniden deneyimledim, bütün başıma gelenleri hissettim ve gördüm. Sanki bir su baskını olmuş ve beynimde kayıtlı olan bütün hatıralar dışarı taşmış gibiydi.

Hayatımı gözden geçirmeyi bitirdikten sonra bir noktaya gelmiştim, az önce tanık olduğum şeylere baktığımda tek bir sonuç çıkıyordu. Utanmıştım. Farkına vardım ki çok bencil bir hayatım olmuş, insanlara çok ender yardım etmişim. Kardeşlik sevgisiyle neredeyse hiç gülümsememiştim ve kimseye kötü durumda olduğu için 1 Dollar ( Burada tercümenin düzeltilmesi gerekiyor) vermemiştim. Hayatım kendim ve sadece kendim içindi. İnsanlara hiç önem vermemiştim.

Işık varlığa baktım ve çok derin bir üzüntü ve utanç hissettim. Bir azarlama, ruhumun kozmik bir şekilde sallanmasını bekledim. Bütün hayatımı gözden geçirdim ve gördüğüm gerçekten değersin bir insandı. Bir azarlama değil de ne hak ediyordum?

Kim olduğun Tanrının yaptığı bir farklılıktır.... Dedi varlık...Ve o fark sevgidir...

Aslında hiçbir konuşma olmuyordu, ve bu düşünce bana telepatik ( farklı bir telepati yoluyla )bir şekilde iletiliyordu. Bugüne kadar bu kelimenin manasının ne olduğundan emin değildim. Fakat söylenilen buydu.

Tekrardan bir gözden geçirme süresi yaşatıldı. İnsanlara ne kadar sevgi vermiştim? Onlardan ne kadar sevgi almıştım? Ve biraz önce gördüklerime bakılırsa, yaptığım her iyi olaya karşılık neredeyse 20 kötü olay yaratmıştım. Eğer suçluluk şişmanlık olsaydı, 230 kilo gelirdim.

Işık varlık uzaklaştığında, suçluluğun getirdiği ağırlık üzerimden kalktı. Gördüklerimde acıyı ve ıstırabı hissetmiştim fakat tüm bunlardan hayatımı değiştirebilecek bilgiyi öğrenmiştim. Varlığın mesajını başımın içinde telepati şeklinde duyabiliyordum:

İnsanlar dünya üzerinde iyilik yaratmak için varolan güçlü spiritüel varlıklardır. Bu iyilik, genellikle cesur hareketlerle gerçekleştirilmez, insanlar arasındaki şevkatli tekil haraketlerle varolur. Önemli olan o küçük şeylerdir, küçük davranışlardır, çünkü kendiliğinden gelişen heraketler onlardır ve insanın gerçek kişiliğini gösterir...

Çok mutlu olmuştum. Artık insanlığı geliştirecek basit sırrı biliyordum. Hayatınızın sonunda hissettiğiniz sevgi ve iyi hisler yaşarken verdiğiniz sevgi ve iyi hislere eşit. Bu kadar basitti.

...Artık bu sırra sahip olduğum için hayatım daha iyi olucak... dedim Işık varlığa.

O sırada fark ettim ki geri gitmiyordum. Artık yaşayacak bir hayatım kalmamıştı. Üzerime yıldırım düşmüştü. Ölmüştüm.

Kanatsız kuşlar gibi, katedrallerle dolu bir şehre sürüklendik. Katedraller içeriden parlayan bir ışıkla dolu kristalden yapılmış gibiydiler. Korkmuştum. Bu yerin havada titreşen bir gücü vardı.. Bir öğrenme yerinde olduğumu biliyordum. Hayatımı yeniden gözden geçirmek için veya değerinin ne olduğunu anlamak için değil, bilgilendirilmek için oradaydım.

Yapıya girdiğimde, Işık Varlık artık benimle değildi. Onu görebilmek için etrafıma bakındım ve kimseyi göremedim. Odada sıralar hizalanmıştı, ve yayılan ışık her şeyin parlamasını ve sevgi gibi hissedilmesini sağlıyordu...

Hemen sonra, podyumun arkasındaki boşluk Işık varlıklarla doldu. Benim de oturmakta olduğum sıralara doğru bakıyorlardı, ve onlardan şevkatli ve bilge bir ışık saçılıyordu.

Sırada oturdum ve bekledim. Daha sonra olan şey ruhsal yolculuğumun en muhteşem kısmıydı.

Podyumun arkasında dururlarken varlıkları sayabiliyordum. Onüç tanelerdi, omuz omuza yan yana duruyorlardı ve sahneye yayılıyorlardı... Onlar hakkındaki diğer şeylerin de telepatik bir yolla farkındaydım. Her biri insanoğlunun sahip olduğu değişik duygusal ve psikolojik özellikleri temsil ediyorlardı. Mesela, varlıklardan biri kuvvetli ve tutkuluyken bir diğer artistik ve duygusaldı. Biri cesur ve enerjikti, biri sahiplenici ve sadıktı. İnsan terimlerine göre, her biri zodyağın bir burcunu simgeliyordu.

Spiritüel terimlere göre, bu varlıklar burçları da geçiyordu. Bu duyguları benim hissedebileceğim bir yoğunlukta çıkartıyorlardı.

Şu anda artık bu yerin bir öğrenme yeri olduğunu biliyordum. Burada bilgi içinde demlenip, daha önce hiç eğitilmediğim gibi eğitilmiştim. Kitaplar yoktu, ezberleme yoktu. Bu ışık varlıklarının huzurunda, bilginin kendisi olmuştum ve bilinmesi gereken her şeyi biliyordum. Her türlü soruyu sorabilir ve cevabını bilebilirdim. Sanki bilgi okyanusunda bir su damlası veya ışığın bildiği her şeyi bilen bir ışın olmak gibiydi.

Varlıklar bana birer birer geldiler. Her biri yaklaştığında, göğüslerinden video kaseti büyüklüğünde bir kutu çıkıyor ve tam suratıma yakınlaşıyordu.

Bu ilk olduğunda, bana vuracağını düşünerek ürpererek geri çekildim, ama vuruştan hemen önce, kutu açıldı ve dünyada olacak olan bir olayın küçük bir televizyon resmi gibi bir şeye dönüştü. Seyrederken, resme doğru çekildiğimi hissettim ve sonra da olayı sanki içindeymişim gibi canlı olarak yaşadım. Bu oniki kere oldu ve oniki kez gelecekte dünyayı sarsacak olayların ortasında durdum.

O sırada bunların gelecekte olacak olaylar olduğunu bilmiyordum. Tek bildiğim çok mühim olayları gördüğümdü ve bunlar sanki bana gece haberleri gibi geliyordu, yalnız bir tek farkla; ekrana doğru çekiliyordum.

Dannion'e daha sonra kehanet niteliğindeki vizyonlar gösterilmiş ve 28 dakika sonra morgdaki bedenine geri döndürülmüştü.

Bu yazının orjinaline aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Dannion Brinkley'nin Ölüme Yakın Deneyimi Ayrı sayfada açılır.

Bu konuyla ilgili yorumlarınızı bizimle paylaşabilirsiniz. Görüşlerinizi paylaşırken saygılı olmaya özen gösterin. Aksi taktirde yazınız burada yer almıyacaktır.

Ölüme yakın bir deneyim yaşamışsanız, yaşadığınız deneyimi hem burda, hemde forum sayfamıza üye olarak bizimle paylaşabilirsiniz.

14.01.2007. 14:06

deniz 21.09.2011. 10:48

Bende bundan iki yıl önce bir ölüm deneyimi yaşadım onu anlatmak istiyorum.Kendimi çok sıkışmış,çok bitkin herşeyin bittiğine sona geldiğimin farkında olduğum bir andı.İstanbul da deniz kenarında bir cafede oturuyordum.Kalbimin atışlarını beynimde hissediyor ve hıçkırıklarla ağlıyordum.Yanıma bir kadın oturdu.Mendil verdi.Sadece beni seyrediyordu ve hiç konuşmadı.Çok moderniorta yaşlı kesinlikle bu aleme ait olmadığını bildiğim biriydi.Ben oradan ayrılırken bana daha bitmedi dedi.Bende bitti der gibisinden tebessüm ettim.Teslim olmuştum ve ölüyordum.Taksiye bindim ve önümden film şeridi gibi görüntüler geçiyordu,takside çok hoş bir müzik çalıyordu ve ben hiçbirini kontrol edemiyordum.Sadece arınır gibi ağlıyordum ve izliyici konumundaydım.Taksici iyi değilsiniz sizi deniz kenarına götüreyim dedi.Başımı salladım.Beni yeşilköy sahiline götürdü.Kendimi kumsalda dizlerimin üstüne zor attım.Denizi,martıları son olarak gördüm ve tüm benliğim kalbime odaklanmıştı.Sonra kalbim durdu ve başım önüme düştü.Beynim vardı ve ben sadece düşmeden kalbimin durduğunu ama benin orada olduğunu biliyordum.Sonra bir çark döndü ve kalbim yavaş yavaş tekrar atmaya başladı.Kafamı kaldırdım ve yeniden doğmuş gibi hissettim kendimi.O günden sonra hiçbirşey eskisi gibi olmadı.Ben ölümü o an ne hissediyorsanız o anı yaşıyorsunuz deneyimiyle bilinçli bir şekilde yaşadım.Ve biliyorum o an ne hissediyorsanız onu anı yaşıyorsunuz.Ben gitmek istemedim.Sadece tüm benliğimle istediğim kalmaktı.

cd 21.08.2011. 23:10

Mrb, ben böyle şeyleri okumanın insanın kafasındaki bir takım sorulara cevap bulma güdüsünden kaynaklandığını düşünüyorum. O sebeple sabahın bu saatinde rasgeldiğim bu bloğu ve yorumları okudum. Ölümü merak ettim açıkcası, çünkü bazı zamanlar, özellikle sbah saat 4-6 aralığında bana hayat ve yaşamak o kadar gerçekçi görünüyor ki..Bazen yatağımdan kalkıp ben nerdeyim diyorum..Genelde olayları belli bir mantık çerçevesinde değerlendiren, gördüğü herşeye inanmayan biriyimdir. Ne yalan söyleyeyim, blogdaki hikayeye de inanmadım pek. Amerikalılar muhafazakar insanlardır, spiritualizm içlerinde var, adamların God Tv leri bile var düşünün. Ama yine de inanan biri olarak her ne kadar mantıkla açıklamaya çalışsam da çoğu şeyi, hayatın bir de bu yönü olduğunu kabul ediyorum. Bir zamanlar kafama taktığım birkaç olay yaşadım ben de. Madem bu blogdayım, paylaşayim dedim. Benim rüyalarım genelde çıkar, periyodik olarak görmem ama gördüklerim genelde 1-2 ay içerisinde birşekilde gerçekleşir. O yüzden rüyalarıma önem veririm, ve genelde de çok canlı görürüm, gerçek gibidirler. Bir keresinde hiç unutmuyorum belki de 7-8 yıl oldu, cam kenarında yazlıkta uyuyorum, cam açık ve yatağım da tamamen cam kenarında, rüya görüyorum sanırım ama yine herşey capcanlı, bir varlığın benim tam göğsümün ortasından ruhumu tutup çekmeye çalıştığını hissettim, ben bunu kelimelerle anlatamıyorum, bu hani herkesin dediği karabasan vs değil, ben o varlığı camdan gördüm, elini hissettim ve iki göğsümün tam ortasından beni bedenimden ayırmaya çalıştığını da, ve bunu o akdar çabuk yapmaya çalıştı ki, uyandığımda camdan dışarı bakmaya korktum. Yine de mantığım ağır bastı, rüya dedim ama unutmamışım ki yıllar sonra bile bunu hatırlayıp burada paylaşma ihtiyacı hissetmişim. Yaşadığım bir diğer deneyim ise belki okuyanlara ölümden sonraki deneyim için daha gerçekçi gelecektir. Benim dedem beni çok severdi. Onun gözünde ayrı bir yerim olduğuna inanıyorum ve hatırlıyorum da. 6.yaş günümde, benim doğduğum saatte öldü dedem, ölümünün acılı olduğunu sonradan öğrendim, kolon kanserinden öldü çünkü, ben küçüktüm 6 yaşındaydım ama dün gibi hatırlıyorum anaokulundan gelişimi servisten annemin beni alışını ağlayarak, hiç bişi demiyişini, biraz sonra ambulansın gelişi ve dedemi alışı.. Dedemin 40ını yaparlarken dedemi evde kapıda üzerinde takım elbiseyle bana bakarken gördüm. Herkes içerideydi, etrafta kimse yoktu. Dedem bana bakıyodu, ne gülümsüyodu ne ağlıyodu, üzerinde takım elbise vardı. Ve entresan ama onu gördüğüme o kadar eminm ki, bunun için sonraları araştırma yaptım. Okuduğum birkaç kitap bana insanların acı çektikleri zaman spritüel iletişimlerinin kapandığını, beyinlerindeki bir merkezin bu acı sebebiyle sevdikleriyle iletişime geçmelerine engel olduğu, acı çekmeyenlerin ise o an bu iletişime dha açık oldukları yazıyordu. Bu açıklamalar bana o an için anlamlı geldi, çünkü o kısacık anda herkes ağlıyor ve dedemin yasını tutuyordu oysa ben daha ölümün ne olduğunu kavrayamadığım için acı çekmiyordum onlar gibi. Huzur içinde yat dedeciğim, umarım sana layik bir torun olmuşumdur...

Chaser Cruz 20.05.2011. 11:55

It is a story that might b hard to believe. It is an interesting story but there are words used that are hard to understand. In able to reach out the real message of it try to use words that are easily understand by the readers

fatma asya 22.02.2011. 05:20

merhaba arkadaşlar
heyecanla çoğunuzun yazısını okudum.çocukluğumdan beri ölümü ve hayatı sorgularım. doğmak ölmek dirilmek. bu neden böyle diye düşündüğüm çok olmuştur. öyle ki herkesin din hakkında kulaktan duyma şeylerle bilgiçlik ve dindarlık tasladığı şu zamanda yüce kitabımız kuranı kerim türkçe mealini okuyarak anlamaya calıştım. diğer dini kitaplarıda okumaya calışacagım. kutsal olan herşey değiştirilse bile allahtan geldiği için değerlidir. en sonuncu kitabı daha ıyı anlayabilmek için öncesınde gelenlere de bakıp anlamak gerekir ki; aradaki değişikler farkedilerek, kuran kerımımızın neden son kitap olarak bize bahşedildiğini ve denli değerli olduğunu algılayabilelim.benımde sizlerin yaşamış oldugu deneyımlere yakın bir deneyimim var. bunu sizlerle paylaşmaktan zevk duyacağım. bundan 4 yıl önce sabah uyandığımda lavobaya gittiğimde belimde ve karnımda muhteşem bir acı ve agrıyla ağlamaya başladım. öyleki belimi doğrultukça bu acı artıyordu. sonra geçer dedim kendı kendıme. ama geçmek bilmiyor aksine artıyordu. dinlenmek için odama geçtim yatağa uzandım. uzanmamla gözlerimi kapatmam bir oldu. sonra kendimi sanki rüya içinde buldum. heryer yemyeşildi ışıklıydı huzurluydu...üstelik o acıyıda hissetmiyordum artık.sonra nasıl oldu anlamadım. vücudumdan ayak ucumdan başlayarak beynımde biten sanki bir ruh dalgası şefffaf bişey bir akım bir enerji ....doğru kelimeleri bulamıyorum ayak ucumdan başlayarak beynımde bittiği anda bedenimi elektirk çarpmışmış gibi hissedip, uğultu sesiyle sarsılarak uyandım. kendıme geldığımde ağrım hala devam edıyordu. sonrasında babamın yanına giderek benı hastaneye götürmesini istedim. hastanede yapılan tetkıkler sonucunda önemli bir hastalığım olmadığı sonucu çıktı.o dönemde yaşamdan zevk almıyor ölmek istiyordum bunu istemek içinde aslında hiçde önemli nedenlerim yoktu. kimbılır belkide allah bu şekilde bana yardımcı olmaya çalıştı. bazı anlayamadığımız gerçeklerden bir pay vermek ıstedi. gercek şukı insann bu tarz şeyler yaşayıp yaşaması bıttıkten sonra hayata daha sıkı sarılıyor...çünkü hayatı anlıyor

Rahmi 18.01.2011. 08:59

Bazı arkadaşlar kilise çanı duymasını küçümsemiş, ha müslüman ha hristiyan ha musevi hepsini aynı allah yarattı, herkes amel ettigi kitaba göre yargılanır, aksi bir durum haksızlık olurdu.

Bu saçmalığı yazan arkadaş beyniyle düşünmek yerine kaba etinden birşeyler fırlatmakta olduğu için asıl gerçeği görememiş. Hepimiz allah tarafından yaratıldık. "Herkez amel ettiği kitaba göre yargılanır" demişsin. Diğer allah yoluyla peygamberler aracılıgıyla gönderilen kitaplar o zamanın kötü (yada ne dersen) insanları tarafından değiştirildi eklemeler çıkartmalar yapıldı peki bu hakkı onlara kim werdi? sorarım sana.. En son yeryüzüne inan kitap Kuranı Kerim dir Saftır yalındır hiçbir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir şimdi sorarım sana.. Şarlatanlar tarafından kendi çıkarlarına göre değiştirilen kitaplara olan inancın için mi yargılanmak istersin yoksa allah yolunca hiçbir değişikliğe uğramamış ilk günkü gibi korunan kuranı kerimin izinden gittiğin için mi.. ? Neden kilise çanını küçümsediğimizi anlamışındır..

volkan 23.09.2010. 15:19

merhabalar. herkesin fikrine sonsuz saygım var arkadaşlar öncelikle onu belirterek söze giriş yapmak istiyorum.
kendi fikrime gelince bu anlatılan olay tamamen safsatadan,yalandan,mubalağadan ibaret bir olaydır. olay gerçek olabilir fakat olayı yaşayan şahsın dile getirdikleri sadece o şahsın muhayyilesinin bir ürünüdür. ne maksatla bu şekilde beyanlarda bulundu bilinmez ama inandırıcı değilidir. nedendir diye sorarsanız: bu şahıs bir hıristiyan yani kafirdir ( bazı yorumlarda arkadaşlar onlar da Allah' a inanıyorlar biz de ne farkeder demişler fakat yanlıştır.onlar baba oğul yani HZ.isa ve kutsal ruha inanırlar ve bu çok farklıdır ve sapkıncadır) ve bir kafirin ölümü ya da ölüm anı kaynakların ve müfessirlerin anlatımızyla bu şekilde gerçeleşmez. son derece acı ve ızdırap dolu bir şeklde zühur eder. sözün kısası eğer bu olayın gerçek olduğuna inanıyorsanız şu açıdan bakın. gerçekse eğer bunun altında yatan tek vesvese vardır o da şeytanlar ve yahut cinlerdir...

onurtas 05.07.2010. 00:46

Gerçek ölüm beynin ölmesi ile olur. Digerleri astral beden deneyimi yaşıyorlar, bir çok insan bunu yaşar, googlede astral seyahat aratın sonuçları okuyun,komik benzetme olacak ama bilgisayarın fişini çekerseniz kapanır tekrar fişe takarsanız açabilirsiniz, ama anakartı yandıysa fişe taksanız bile nafile anakart beyin oluyo işte anakartı degişmedikçe çalıştıramazsınız, kalpte içinizdeki ömür bataryanız oluyor, batarya bazen tekliyor şok yapıyolar tekrardan atmaya başlıyor, her bataryanın oldugu gibi onunda birgün ömrü biter yan şarj almaz olur, yani tekrar atmaz olur, şimdi aklıma bir deney geldi, bizim herşeyimiz beynimizde oluyor bitiiyor gözlerimiz kompitür, şimdi diyelim benim kalp durdu öyle bir kalp bi daha çalışmıcak, benim beyni beyin ölümü olmuş birine taksalar acaba o kişi ben mi olurum yoksa vucudu taşıyan kişimi? cevap ben olurum çünkü bellek benim anakart benim bu beynimi hangi insana taksalar o ben olurum gibime geliyor bu da başka bir bedebde yaşma kapısını açmaz mı? yoruma aptalca bulmayın düşüncemi paylaştım.

onur 05.07.2010. 00:31

Bazı arkadaşlar kilise çanı duymasını küçümsemiş, ha müslüman ha hristiyan ha musevi hepsini aynı allah yarattı, herkes amel ettigi kitaba göre yargılanır, aksi bir durum haksızlık olurdu.

merttt 04.07.2010. 09:49

Her kim ne derse desin,kim ne yazarsa yazsın,ister hıristiyan,ister musevi,ister müslüman,Ben Yüce yaratanın Allah'ın kullarına merhamet edecegine kesinlikle inanıyorum!!
Bir anne düşünün ki çocuğu neadar yaramaz,hayırsız,söz dinlemez olursa olsun yinede ona merhamet ediyor!!!!Yüce Allah kendi yarattığından daha az mı merhametli yarattıklarına karşı?
Merhametin sonsuz kaynağı Yüce Allah'tadır!
Ben her ne olursa olsun Allah'ın tüm yarattıklarına merhamet edecegine sonsuz inanıyorum!
Yeter ki Allah'a olan inancımızdan ve güvenimizden her ne olursa olsun asla vaz geçmiyelim...!o bize degil biz ona muhtacız!
Allah tüm insanlara yardım etsin!

merttt 04.07.2010. 09:36

Bir rivayete göre hz.musa öldükten sonra ona Allah sormuş ölüm nasıldı diye o bir kaç örnek vermiş ancak en ilginci bir kasabın derisini soydugu koyunun hissettiği acı gibi demiş!! düşün bir peygamber böyle acı çektiyse bizlerin başına gelecekleri hayaledemiyorum!

hakan 09.06.2010. 15:07

Ölüp de hayata dönenler yaşadıklarını hep dinine göre anlatıyor ki uzmanlar buna beynin salgılattığı bir hormon sebep oluyor diyorlar. Bu hormon normal bir insana verildiğinde de aynen huzur duyuyor ve halüsinasyonlar görmeye başlıyormuş...

Sertan İlkay 21.05.2010. 16:55

Çoktan beynimin karanlık odalarından birine hapsedip unuttuğumu sandığım o garip geceyi aklıma getirdi birdenbire bu yazı. Meğer her şey o an ki gibi yerli yerindeymiş. 44 yaşımdayım şu an ve 21 yaşımdayken yaşadığım bir olaydı. Askerdeydim, kule nöbetindeydim. Tam da dikenli tellerin olduğu yerdeydim. Yani yatakhane, karargah falan en azından 2 km uzaktaydı. Zifiri karanlıkta bekliyordum. Bu şekilde belki daha önce on defa nöbet tutmuştum ama o gece yaşadıklarıma asla anlam veremedim.
Sıradan bir geceydi işte. Kulübede bir o yana bir bu yana gidip geliyordum. Öyle hayaletlermiş, yok şeytanlar, meleklermiş, cinlermiş gibi inançlarım olmadığı için benim açımdan sakin ve huzurlu bir geceydi. (Korkan arkadaşlarım vardı askerde oradan biliyorum) Hatta o yalnızlıktan keyif aldığımı bile söyleyebilirim.
Rüzgarın tatlı tatlı estiği hafif serin bir yaz gecesi, ay yok, alabildiğine yıldızlar var gökyüzünde. Sarhoş edici bir güzellik.
Gece 1-3 nöbetindeydim. Elimde G-3 piyade tüfeği. Yarım dolduruş tüfek, tam dolu iki şarjörüm var. Nasıl oldu bilmiyorum. Silahı kurcalarken elim tetikte bile değilken ya da ben öyle sanarken, silah birden patladı. Yüzümde bir yanma duydum. Yüzümün sol tarafını bir sıcaklıkla karışık bir karıncalanma kaplamıştı. Dilimde tatlı bir sıvı dolaşıyordu. Kafamdaki miğferin kulübenin zeminine çarparken çıkardığı sesten sonrasını hatırlamıyorum.
Fakat işte her şey de o andan sonra başladı. Az önce hayranlıkla izlediğim yıldızlar ayaklarımın altındaydı şimdi. Kulübeyi görüyordum çok aşağılarda. Kulübenin etrafında bir jip ve askerler koşuşturuyorlardı. Bense manzaranın muhteşemliğine bakıyordum. O mükemmel görüntüden başka hiçbir şey umrumda değildi. Fakat öyle kalmadım. Hafif hafif daha da yükseklere çıkmakta olduğumu, ayağımın altındaki yıldızların uzaklaşmasından anladım. Artık kulübe de askerler de görünmüyorlardı. Nedense ilk defa içine girmiş olduğum bu garip alem beni hiç korkutmuyordu. Oysa yükseklik korkum vardır benim. Bir apartmanın dördüncü katından aşağıya bile huzurla bakamam. Biraz hızlanarak yükselmeye devam ettim. Sonra durdu herşey. Ne bir ışık, ne bir hareket öylece bekliyordum. Sonra çok uzakta bir yerde karanlığın içinden bir ışık sızmaya başladı. Belli belirsiz bir ışık. Öyle ki ara sıra kaybolur gibi oluyordu. Sesim çıkmıyordu. Yoktu sesim. Yalnızca izliyordum o ışığı. Hareket yeteneğim de yoktu. Yani kendi isteğimle hiçbir şey yapamıyordum. Bir hareket yapacaksam o hareket ben tarafından değil, kendiliğinden oluyordu. Aniden yanımda bir varlık belirdi. Anlamadığım bir şeyler söyledi. Hiçbir şeye benzemiyordu. Yani kafası, gözü, kulağı, ağzı yoktu. Evet karşımda bir şey vardı sesler çıkarıyordu ama ben onun ne dediğini anlamıyordum. Ne olduğunu bile kavrayamamıştım. Sonra benden de bir ses çıktı. Ne gariptir ki kendi dediğimi de anlayamamıştım.
Çok uzaktaki o cılız ışığın (ışık dediğime bakmayın, tam olarak ışık olduğundan da emin değilim aslında, ne olduğunu tarif edemiyorum) olduğu yerden yine bir takım sesler gelmeye başladı. Sesler bir emir, bağırma, şefkat gibi duygular içermiyordu. Dümdüz bir sesti. Ve bu sesin niteliğinden hiçbir yere varamıyordum. Kafamın içinde kendi dilimle konuşurken, O varlığa bir şeyler söylemeye kalktığımda kendi dediğimi anlayamıyordum. Sonra aniden herşey tersine döndü. Karanlık gökyüzü bembeyaz oldu. Yıldızlar siyah. Gökyüzünün negatif filmi gibi. Önümdeki varlık ise yeşilimsi ya da turkuaz mı desem öyle bir renkte görünüyordu. Bana yine bir takım seslerle bir şeyler söylemeye başladı. Ben başımı sallayarak onayladım. Ama başımı sallayan ben değildim. Ne dediğini bile anlamamışken neyi onaylıyordum. Kafamın içinde kendi diimle bağırıyordum. Ağzımı açınca yabancı bir şeyler çıkıyordu dilimden. Sonra o varlık kayboldu. Işığa baktım o da yoktu.
12 gün askeri hastanede kalmışım. Mermi çenemin sol alt tarafından girip beyinciğin çok yakınından geçerek dışarı çıkmış. Beynime dokunmamış bile. Şansa bakın. Çok yakın mesafe olduğu için yeterince yivlenemeyen G3 mermisi o meşhur parçalama işini yapamamış. (kafamın içinde 3.5 cm yol almış sadece) Sadece girdiği gibi çıkmış.
Hasta bakıcılar komadan çıkmaya bir kaç saat kala anlaşılmaz bir şeyler mırıldandığımı ve hiç bir anlam çıkaramadıklarından bahsettiler. Ne dedim ya, hiç mi bir şey anlaşılmıyordu. Yani bu nihayetinde ses, bir takım harflerle ifade edilebilir olmalı dedim. Bir tanesi "haruda mungama manalaman mala" gibi şeylerdi dedi. O halimle gülmüşüm, o da güldü. Sahiden de anlamsızmış, bu nedir ya, dedim kendi kendime. Üç ay hava değişimi verildi. Çürüğe de ayırmadılar. Gidip askerliği karargah yazıcısı olarak tamamladım.
Kimselere de anlatmadım. Gülerlerdi bana ki bazen ben bile gülüyorum. Hele o kelimelere.
Burada yazılan deneyimleri okuyunca çokta benzeşmese de, acaba ben de mi böyle birşey yaşadım, diye düşündüm. Ama bana kimse gel demedi, geri dön de demedi. Belki de dediler, ama o dili anlayamadım ki. Oysa ki ben bile konuşuyordum orada. Hastanedeki halimi havadan izleme de olmadı bende. Kimseleri görmedim. Sadece ilk anda yıldızların üstünden kulübeyi ve askerleri gördüm. Başka hiçbir detay yoktu.
İlk defa anlattım bunları. Hala garipsiyorum. Unuttuğumu sanmıştım. Her ayrıntı sıyrılıp çıkıverdi. Siz o kelimelerden bir şey çıkarabildiniz mi? "haruda mungama manalaman mala". Dünyayı gezip görenler var mı aranız da? Ya da dünya dilleri araştırmacısı gibi bir işi olan. Yakını olan. Lütfen, bu kelimeler ne demek bilen çıkarsa çok sevineceğim. Belki de yaşadığım o anların bir anlamı çıkacak. O dil dünyada konuşuluyorsa o varlığın konuşmalarını da hatırlayıp çözebileceğim belki de.
Off ya da hepsi saçmalık bunların. Ne diye kafa yoruyorum ki. Delilik bu. Rahatsızlık verdiysem özür dilerim. Yayınlamazsanız inanın size kırılmam. Anlatmak bile iyi geldi. Hoşçakalın.

Cevap K.M.:Asla rahatsızlık verici bir yazı olmamış, aksine vakit ayırıp paylaştığınız için ben teşekkür ederim.

Cansın 15.05.2010. 13:17

Arkadaşlar, anlattığınız ve yaşadığınız olaylar doğrudur tabi. Ama bu olaylarda bilimsel olarak şunun da araştırılması lazım. Bu gibi, orta derece veya üst düzey bilinç kayıplarında beyin hücreleri ölü değildir ve bildiğim kadarıyla beynin hiç bir bölgesinde bir aktivite(elektriksel..) gözlenmez. Bu da manyetik rezonans(MR) gibi görüntüleme teknikleri ve monitörleme teknikleriyle saptanabiliyor. Şimdi, özellikle üst düzey bilinç kayıplarında
(ani şok etkisiyle veya kazalarda hayati organlara alınan darbeler sonucu veya kalp krizi sonrası...) beynin az da olsa aktif olan bir bölgesi var mıdır? Özellikle de zeka ve bilinç merkezlerinde?! Çünkü eğer böyleyse, bazılarının dediği gibi tüm bu yaşadıklarınız bilinç kaybı sırasında beyinin oyunu olabilir!?
Tabi, bu olayları yaşayanların bir çoğunun aynı şeylerden bahsediyor olması da ayrı konu!
Allah'a şükür ateist falan değilim. Maneviyatımın, hislerimin, zeka-bilinç ve irademin oluşmasını sağlayan şeyin ne kadar kompleks olursa olsun sadece beyin ve onu oluşturan madde tarafından sağlanmadığının ve asla sağlanamayacağının farkındayım. Bunları sağlayan elbette ruhumuzdur.
Ancak, bu soruma cevap verebilcek olanınız varsa(kaynak göstererek) minnettar kalırım. Özellikle, beyin cerrahı bir tanıdığınız varsa veya konu hakkında yeterli bilgi sahibiyseniz!?
Saygılarımla.

süha keskin 30.04.2010. 08:43

Birbirinden çarpıcı ve ilginç deneyimler büyük bir zevkle okudum emeği olanlara çok teşekkür ederim

Serkan 26.03.2010. 07:20

Merhaba,

Ben bir ölüm deneyimi yaşamadım ama garip bir deneyimim var, izninizle paylaşmak istiyorum.
1994 yılı 24 Aralık sabahı kan ter içinde uyandım. Çok kötü bir kabus görmüştüm. Kabusun detaylarını hatırlamıyordum. 20 yaşımdaydım. Rüyamda babam ölmüştü. Net bir şekilde bu korkuyla uyanmıştım. Babamla iki arkadaş, hatta kanka gibiydik. Kalbi biraz rahatsızdı. Ama hayat dolu bir insandı.
Uyandığımda hala geceydi. Rüya olduğuna bir süre daha inanamamıştım. O derece gerçekçiydi. Babam iş seyahati için İzmir'e gitmişti. Ertesi gün dönecekti. Sakinleşince rüya olmasına şükrederek uyudum.
Sabah uyandığımda hala aklımdaydı o korku. Salonda annem ve bir komşumuz sohbet ediyorlardı. Onlara gece rüyamda babamın öldüğünü gördüğümden bahsettim. Onlar da, rüyada birinin öldüğünü görmek ömrünü uzatmaktır, demişlerdi.
Akşam 5 civarı babam telefona aradığında annemle konuştu. Dönmek üzere yola çıkıyorum demişti anneme.
İki saat sonra haber geldi. Babam yolda kalp krizi geçirmiş ve hastane çok yakın olmasına ve yetiştirilmesine rağmen ölmüştü.
Babamın ölümünü bir gece önce görmüştüm. Donup kalmıştım. Hayatım boyunca o deneyimi unutamadım.

okaaan 06.03.2010. 21:48

Arkadaşlar biraz mantıklı olun kısacası adam hristyanlık propagandası yapmış çan sesleri duymuş kilise gibi biryere gitmiş falan müslüman olanda hacılar gördüm ezan duydum falan der...Ne olacağını Allah bilir sonuçta kalbiniz duruyor beyniniz ölmüyor beyin ölümü gerçekleşsin bakalım ne oluyor aynen bitkisele bağlarsınız.....


24 yaşında üniversite öğrencisi bir kız banyoda gazdan bayıldı ve beyninden hafızası silindi kurtardılar ve kız 24 yaşında yeni doğmuş bir bebek gibi hafızası 0 dı şimdi 34 yaşında ve 10 yaşında çocuğa eşdeğer.......

Hepside cennete gidiyor hep güzel şeyler görüyorlar ne işse huzur doldum falan....

Yüce Allahın taktiri tamamen ölünce görürüz..

nihal 14.12.2009. 15:14

Merhabalar bende bu kadr detaylı olmasa da buna benzer bir olay yaşadım, henüz 6 önce, 3 yıl görüştüğüm nişanlımdan ayrıldım.. herşey boştu, çok fazla hakarete uğramış, verdiğim bütün emeklerin karşılığında koskaca bir sıfır almıştım, o kadr çok incinmiştim ki.. çok çaresiz bir şey ama intihar ettim, tam 76 ilaç içimişim..(?) sonrasında o çaresiz halimle ben değil sanki ilahi bir kudret ağzımı açmaya mecalim yokken kuzenime beni hastenye götürmesini ve durumu özetledi.. herşeyde bundan sonra başladı.. acilde müdahale başlarken garip titremeler başladı, öyle büyük bir boşuk ve acı vardıki hayatımda 4 kez ameliyat vs yaşamama rağmen hiç bu tarz bişey yaşamamıştım.. evet dedim demekki ölüm böyle birşey sanki ruhum bir hayvanın derisinin yüzülmesi gbi benimde bedenimdem ayrılıyor gibiyidi.. inanın hayatta hiç birşey o an ki halime çare olmaya güç yetiremezdi.. demekki ölüyorum ölüm bu imiş dedim belki saniyeler geçti ama bana yıllar gbi geldi, Allahım ne zaman biticekti bu sıkıntı... bir an önce ölmek için, bekide bu sıkıntının bitmesi için kalbimle Allah a yalvarıyordum.. sonrasında sesleri duyuyor ama göremiyordum, gözleirmi açamıyordum.. kendimi müşaade odasınında gördüm hayal meyal acınıcak haldeydim.. ve annemin sesini duydumm neden yaptın yavrum değer miydi gibi birşeyler söyledi sesler boşukda kayboldu gitti... içtiğim ilaçların basit ilaçlar olmamamsı sebebiyle:( o an yoğun bakıma almışlar, yine hayal meyal komaya girmemem benimle uğraştıklarını canımı yakacak bir şekilde tokatalayıp, kolarımı morartıcak biçimde sıktıklarını hatırlıyorum sadece o an içn bir sn gözümü aralayabildim, komaya girmek demek bir newi ex olmak olduğu için herkes çabalamış, durmuş.. o an için yoğun bakımda koşturmalar çok artmış ailem perişan:(((.. kolumda derin bir acı hissettm son kez ... ve sonrasında tepki artık yok, komaya girdi dediklerini duyuyordum.. bu anda bende bir dinginlik bir huzur vardı... Allah'ım nede tatlı bir sakinlikti... ve ben yogun bakıma girdikden 5 dk içnde kıyafetleri çöp torbasıyla aileme teslim edip bundan sonrası ALLAH ın takdiri heran herşey olabilir hazırlıklı olun, ağır komada demişler.. komadamıydım ben hayır ben yaşıyordm o tatlı esintili huzur bambaşkaydı.. belki bir bekleme yeri gbiydi.. benim üzerimde hacıların örtündüğü mihrap benzeri bir beyaz örtü sanki.. geniş bir alan.. renkler tam net değil ama açık gri beyaz gbiydi belki boşluktaydım, belki sabittim büyükçe bir taş üstüne oturuyordum bekliyordum ara arada gözlerimi açtığımı hissediyordum yattığım yeri nerde olduğumu nasıl olduğumu görüyordum.. ve bana çareszce bakan hemşirlerin gözlerini.. saaatlerce aylardır bulamdığım huzurlu uykuyu, o tatlı serinliği buldum.. bütün sıkıntılar bıraktığım yerdeydi ama ben herşeyden uzak huzurluydum.. işte o an benim ölüme ve yaşam arasında gelip gidişimmiş yaklaşık 8 saat kadar ağır koma halinde kalmışım... intihar vakası olduğu için polislere haber verilmiş defalrca kez gelip gitmişler hiç kıprdamadan sabit biçimde yattığım içn yogun bakım doktoru izin vermemiş.. ve gözlerimi açtığım an suan gbi aklımda.. yıllardır uyuduğum tatlı bir uykudan uyanmış dinlnmiştim.. koşarak bağırarak bir hemşir yanıma geldi uyandı uyandıı uyandııı.. koşun ailesine müjdeyi verin diye, ve elimi tuttu aramıza hoşgeldin dedi.. nerdeyim dedim?.. yoğun bakımdasın dedi, gözlerimi tam net açamıyordum, hayat şavasını kazandın işte burdasın dedi, dünden beri aramıza dönmen için çabalıyoruz, hikayeni biliyorum sakın yorulma dedi.. zaten konuşamıyordum.. ses tellrim bitmişdi, duduak harektlerimden çözmeye çalışıyorlardı dediklerimi.. diabetik hastası oldugum için parmaklrımdan her yarım saatte kan almışlar uynadığımda parmaklrım delik deşikti.. kolarım mosmordu.. burnumda bir hortum vardı.. ve sürekli ordan kömür veriyorlardı ialçalrı temzlemek için.. yemek yemk içnde agzımı açamıyordum.. serumlarla beslendim.. yutkunmak bile acı vericiydi.. ve aman Allah'ım nefes almak bile nekadr değerliymiş dedim.. 3 gün orada yattım bu şekilde çareszce acılar içinde yaşadım.. yogun bakımda kendimi gördüğümü söyledim ilerleyen günlerde hayır dediler sen hareketsz yatıyordun!!!.. doktorlar hayata dönüşümün mucize olduğunu ve hayata döndüğümü söylediler.. sadece dakikalrla ifade ettikelri şeyler vardı.. ve şaşırdıkları gerçekler, ilaçlar sadece beynime nufuz edememiş(!!) etmiş olsa imiş ömür boyu boydan aşağıya felç kalabilme, konuşamama, mimik yapamama vs şeylerle karşılaşabilrmişim.. yada bitkisel hayatta yıllarca yaşama.. diabetik hastasıyım.. ve pankreasım iflasın eşiğinden son anda döndürülmüş.... bütün bunların tek bir sebebi var diyorum, hayal meyal hatırlıyorum hala intihr ettiğim anı ama ALLAH'ım ne olur benim hakkımda yaşamak hayırlıysa beynime ilaçlr dokunmasın, kmseye muhtaç etme diye sayıkladığımı hatırlıyorum.. sakın ama sakın hiç birşey için canınıza kıymayın bana Rabbim yeniden bir hayat şansı verdi hem de hiç bir yerimde bir araz bırakmadan. ama kmse için değmez.. ve yoğun bakımda yaşadığım acıları komaya girerken yaşadığım sıkıntıları sözle ifade edemiyorum.. ben ölümle yaşam arasında şavas verirken ailem çareszlik içnde karşı tarfı arayıp haber vermiş, dalga geçip tlfnu kapatmışlar.. ve hiç bir şekilde ne arama ne üzüntülerini dile getrme.. hiç birşey yapmadılar... hemde bir ömür yaşrım dediğim onun için hayatımdan geçtiğim insandı bu.. yaşamınızı düzgün yaşayın iyilikler güzellikler içinde.. asla pes etmeyin.. inanın nefes alabilmek bile o kadr güzel bir lutüf ki anlatamam.. lütfen bu yazıyı ibret olsun diye yayınlayın.. teşekkürler.

Deneyim 10.12.2009. 03:33

Merhaba, yazıyı ilgiyle okudum öncelikle bu konuyu araştırmamın nedeni yoğun bir şekilde ölümü hissetmemden kaynaklanıyor, yani her an öleceğim hissi var uzun birzamandan beri. Buna neden olay ise sanırım lise yıllarımda yaptığım bir olaydı, intahara teşebbüs etmiş 1 hafta kadar hastane de yatmıştım.Ambulansı hatırlıyorum ve bir de sonrasınında yaşadığım tek şeyi..Yalnız bir şey sürekli kafamı kurcalıyor. Ambulanstan bir süre sonra ki bana söylenen solunum ve kalbimin durduğu o anda işte çok ama çok karanlık bir odada kalbimin duruşunu gördüğüm. Oldukça küçük kutu gibi karanlık bir odanın tam ortasın kalbimin(inanılmaz küçük görünüyordu rengide siyahlaşmış gibiydi)zar zor atışını izledim. hepsi bu hala anlam vermiş değilim bu yüzden bu konuyu araştırmaya başladım .
İlgiyle okudum.

Emeğinize sağlık

şasjd 22.11.2009. 11:41

merhabalar ben bu konuları daha daha yeni düşünüyoırum.ama ne olduysa bu yılın temmuzun 1den sonra oldu benim için.gece yatmıştım sabah olunca yepyeni duygular hisstetim.bedenim,evren,dünya hepsi gözümde anlamsızlaştı.ancak bedenimin,evrenin,dünyanın ALLAHA şükürler olsunki yaratılmış olduğu gerçeğini tüm gerçekliğiyle görmeye başladım.o andan itibaren sadece insanlara faydalı olmayı düşündüm.ve ruhumun var oludğunu tüm gerçekliğiyele hissetim.o günden sonra asla ama asla ölümden korkmamaya başladım.hatta bazen filimlerde gerçek ceset filan gösterdikleri filimler oluyorda ordaki ölülere bakınca duruşlarına bakınca resmnen içinin bomboş olduğunu ruhun çıktığını görebilmeye başladım,anlamaya başladım.düşünsenize eskiden koşup oynanayan bir insannın öyle hareketisiz duruşu insana çok şey gösteriyor bence.hem benim bir dayım vardı ALLAH RAHMET eylesin kanserden vefat etti.o ölümüne yakın zamanlarda içine kapanık bir şekilde yaşamıştı.ve hatta yatağında duvarlarda karınca gördüğünü söylüyordu ama tabi biz göremiyorduk.daha sonra hocalara filan sorduğumuzda mezarını görüyor demişti.daha sonra ölmeden 2 önce annemi aramış sanki öleceğini hissediyormuş gibi''buraya gelde seni göreyim''demişti.ama tabiki bu konuların en doğruluğunu şüphesiz ALLAH en iyi bilendir...

Cevap K.M.:Sonsuzluğun saflığındaymış dayınız!!!.

hudmem 08.11.2009. 15:19

buadaki yaşanmışları ve görüşleri okudum herkese saygılıyım yalnız yaşananların büyük bir kısmı beynimizin yönlendirilmesi diye düşünüyorum.. kişilerin kendini ve yanındakileri yukarıdan veya başka açıdan görmesi astral seyahatin gerçekleşmesi olduğunu düşüncesindeyim..
ayrıca bu konuyla ilgili ufukların açılması için ... yi herkese tavsiye ederim
saygılar...

semih 11.08.2009. 07:31

ben bir kalp krizi geçirmiştim ondan sonra birden kendimi gördüğümü hissettim ne olduğunu anlamadım

emel 06.08.2009. 15:30

herkese ıyıgeceler
bu olaylar benım cok ılgımı ckıyor bende yasamak ısterım ben esımı kaybettım ve bu yazılar sayesınde ayaktayım bırgun kavusacagım dıye ve ınsallah kavusacagım sonsuz askıma butun yazan arkadaslara tesekkur edıyorum dılınıze saglık ıyıgeceler

Anıl 22.07.2009. 06:15

merhaba ben bu konular hakında bir söz söylemek istiyorum insan bir solucan bile yaratamazken düzinelerce tanrı yaratabilir.Aynı zamanda bu yazıları okurken düşündüm ve belki bu tür olaylar bizim beynimizin ölüm sırasında bize oynadığı küçük olaylar olabilirr... eğer bu tür olayları hayali şeylerle örtüştürürsek o olayların aslını öğrenemeyiz. benim bir başka görüşümde içimizdeki o enerjinin başka bir enerji biçimne dönüşmesidir.Bir fizik kuralından esinlendim bu görüşümde 'enerji asla yok olmaz'

ylz 01.07.2009. 07:25

bende bunlara benzer bi deneyım yasadım sene 2003 cok agır bı bogaz enfeksıyonu gecırdım ve hastneye kaldırılmışımm hatırlamıyorum bıle atesımı dusurememısler 40 derecenın uzerınde. en son gozumu actım ve babama baktım . sonrasında ıse sarkılar mırıldanmaya baslamısım. derken anıden susmusum. karanlık bı yolda hatta tunel gıbı bı yerde ıdım sonunda kocaman pasparlak bı ısık vardı. ve oraya doru yurumeye basladım.derken bı adam kı azraıl old dusunuyorum bu kısı yanıma yaklastı ve bı ısıkla bana yasadıklarımı sankı bı tv gıbı gosterdı. yasadıgım ıı veya kotu hersey unuttugumm herseyı orda ızledım . cok saskındım. anıden yatagımın uzerınde havada bedenımı babamı ve dayımı gordumm aglıolardı. doktorlar kalp masajı yapıolardı. annemı aradım ve o kapının dısında yere yıgılmış hemsıreler de onu uyandırmaya calısıyorlardı. seslenıyorum ama duymuyorlardı.derken oldugumu anladım o karanlık tunele gerı dondumm. azraıl old dusundugum varlıga ben oldummu ama daha cok genctım ben dedım ısın entresan yanı daha oncede ımdatıma yetısen ve herkese yasamı boyunca cok zor anlarında yardımcı olan hızır efendımızı yıne eynı kılıkta gordum. o bana yıne aynı gulumsemesını yaptı. ve anıden gerı dondumm.besmele cektım ve annemı cagırmalarını ıstedımm.hersey havada ıken gordugum gıbı ıdı cok garıp bı deneyım ıdı. ve gerı dondugumde hayatın degerını anladım.hırıstıyanların bır takım anlatımları bana da yanlıs gelıodu ama bu deneyım gercektır ben bu olaydan sonra onlara saygılı olmayı da ogrendım.

bayram selvi 12.02.2009. 18:59

en son yorum yapan arkadaşıma baştan sona katılıyorum

EROL ENGÜR 14.02.2008. 02:24

slm; kemal bey
Ahmet Hulusi Beyi Tanıyormusunuz.?4
Ben Ahmet Kayhan Dedenin Duasıyla İlk Ahmet Hulusi Kitaplarıyla Tanışmıştım
Şimdi sizin sitenizde Daha Fazla Bilgi var açıkçası çok şaşırdım Çünkü Böyle Bir Şahsiyetin günümüzde Yaşamış Olması ve sitemizde bu değerli Şahsiyetle tanışmış Olanların olması beni çok mutlu etti. hepimiz birbirimize dua edelim.teşekkürler
Ayrıca Sitenizle Güneş Tutulmasından Sonra Tanıştım bu da ilginç geldi bana.

Cevap K.M.: Ahmet Hulusi Beyi, tanıyorum ancak birebir tanışıklığımız olmadı. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki artık, bırakın Dua etmeyi, insanların içinden iyi bir dilek bile yazmak gelemiyor. Yazdığınız görüş için teşekkür ederim. Hepimizin birbirimize dua etmesi dileğiyle ve sevgilerimle.

EROL ENGÜR 13.02.2008. 03:43

SLM;
Bu tür şeyler hiç yaşamadım Oysa balık burcu olduğum için yaşamam gerekirdi diye düşünüyorum. astral seyahatle ilgili yazılar bekliyorum. iyi günler

gülden 02.01.2008. 14:59

merhaba...
bundan 7yıl 6ay ve 27 gün önceydi... 2hafta sonraki kep atma töreni hazırlıkları,veda balosu kıyafet seçimi kısaca üniversite mezuniyeti için herşey tamamdı. tek yapmamız gereken zorlu final dönemini atlatmak ve keplerimizi fırlatmaktı...sabahlara kadar çalışılan bir sınavın sonrasında biraz nefes almak adına arkadaşımla yemeğe gitmiştik.

veda balosu planlarının son rötüşlarının yapıldığı harika bir haziran günü (6haziran2000) bir sonraki sınava sıkıca çalışma sözü vererek ayrıldık. eve geldiğimde,uykusuzluğun sebebi olduğunu sandığım korkunç bir baş ağrısı başladı.

evde yalnızdım. bir ağrıkesici alıp uyumaya çalıştım ama ne çare.bir süre sonra istifra etmeye başladığımda anladım işlerin yolunda olmadığını ve yakınımızdaki bir aile dostumuzu arayıp gelmesini rica ettim.o geldiğinde bilincimi kaybetmek üzereymişim ki onu tanımayıp kapıyı yüzüne kapatmaya çalışmışım... bundan sonrasını hatırlamıyorum... tek hatırladığım,sonsuz , gözleri kamaştıran ama asla ürkütmeyen, hayaledebileceğiniz bütün parlaklığın ötesinde,sonsuz bir huzur ve mutluluk seli...ona doğru yol aldığımı ve yolda henüz 4hafta önce aramızdan ayrılan sevgili amcamı gördüğümü hatırlıyorum "daha değil" demişti "daha değil"....sonrasında bir kadın beni karşıladı... şimdi görsem hemen koşup boynuna sarılabileceğim kadar iyi hatırlıyorum yüzünü... beni çok güzel bir yere götürdü,deniz kenarında,çok huzurlu görünen buranın benim evim olduğunu söyledi ama hayır dedim burası benim evim değil...hemen ardından dağların içinde bir yere gittik ve burası senin evin dedi ama yine hayır dedim,burası da benim evim değildi...böyle 1-2 yer daha gezdikten sonra "o zaman sen buraya ait değilsin,bana hatırladığın birşey söyle" dedi ve annemi hatırladığım an düşmeye başladım...

uyandığımda annem yanıbaşımda endişeli gözlerle bana bakıyordu,"sen benim annemsin değil mi?" diye sorduğumda gözyaşlarına boğuldu ve "evet şükürler olsun evet" dedi... beyin kanaması geçirmişim,insan beyninde toplamda 2tane olan (biri atar biri toplardamar) anadamarlar benim beynimde 18 taneymiş ve yumak haline gelip kanamışlar... %100 sakat kalacakmışım %98ölecekmişim...doktorlar ailemle bu koşullar altında ameliyat edilmem konusunda konuşmuşlar... kendi ayaklarım üzerinde yürüyerek çıktım hastaneden ,sadece saçlarımın yarısı yoktu ve hayattan bir iz vardı kafamın sağ tarafında 38 tane dikiş ile beynime iliştirilmiş... o günden sonra hiçbirşey eskisi gibi değil çünkü biliyorum ki eski diye birşey yok...

Cevap K.M.: Çok ağır bir travma geçirmişsiniz çok çok geçmiş olsun. Benim Işıkla tanışmam çok farklı olmuştu çok şükür böyle bir travma yaşamadım. Bir tür Meditasyon sırasında Başımın tepesi açılıp kendimi ışığın içinde bulmuştum, son derece uyanıktım, 1 saniye yada 1 saat ordaydım, zamanı bilemiyorum ama sonsuz bir çoşku, sevinç, mutluluk ve sonsuz bir sevgi vardı ışığın içinde. Ama bunu yaşayan bilir tabii. Sizin deneyiminizi okuduğum için çok mutlu oldum.

Buna benzer deneyim yaşayanların, deneyimlerini paylaşmalarından büyük mutluluk duyuyorum. Bu paylaşılması çok zor bir deneyim. :)

lipres artsom 11.11.2007. 14:04

Merhaba ...
Sitenizle 2 gündür tanıştım.
Gerçekten muhteşem bir site meraklısına .
Ölüm deneyimi ile ilgili bir çok yazı okudum....hepsi birbirine yakın deneyimler üstelik ölüm deneyimi yaşayanları da tanıdım ama kendilerine deli denilir korkusu ile konusmadıklarınıda biliyorum....bende benzer bir şey yaşadım,umarım gerçek bizim deneyimlediklerimiz gibidir....aksi halde biri bize oyun oynuyor ama kim....ve (Amin)istiyorumki bu deneyimlenenler gibi olsun ötealem,fakat kimimizin deneyimlediği gibi ise gerçek ,insan olmanın hayata tutunma kendini tanıma amacının anlamı kalmaz sanırım .insanın dünyasal anlamda sınırsız bir iyilik ve kötülük yapma potansiyeli var egomuz söz konusu olunca herşeyi herkesi çiğneyip geçebiliriz ...zaten güçlü olanın ziyadesiyle yaşama şansının olduğu dünyada eğerki geçiş yaptıktan sonra herşeye ragmen öte alemde büyük bir sevgi ve kucaklanma ile karşılaşacagımızı biliyor olsaydık bu dünya yaşanmaz bir yer olurdu neyseki Allahtan azda olsa vicdanlarımız dinleyebiliyoruz ....ha salt sevgi ile kardeşce bir yaşam için burda isek ozaman burada işimiz olurmuydu? ....o zaman melekler niye var?meleklerle birlikte olmamız adımızın melek olması daha doğru olmazmıydı...insandan nefsi cıkardıgımızda geriye ne kalır?
insanoğlunu yazgısı galiba kafasında ötealeme ait bir soru ile yaşamak....Allah bunu böyle istemişse ve ötealem bize bir sır ise ozaman mutlaka bir sebebi var kendisi ile yaşadığımız soru işaretlerinin...o soru işaretlerinin en anlamlısı ,en bilinçli olanımızda bile öte alem ile ilgili düşüncelerimizde EMİN olmamak .Ama genede ümidi elden bırakmamak ve ameller niyetlere göredir ögretisine uygun yaşayıp buradaki yaşantımızı iyilik ve güzellikle donatıp orada buradaki hayatımızın yansıması ile karşılaşmayı ummaktır....Bende bir deneyimimi aktarmak ve bunun ölüm yada ölüme yakın bir deneyim olup olmadıgının değerlendirmesini size bırakmak istiyorum .....gerçi bu deneyim bana bir kaç mesaj verdi ama emin değilim ayrıca şeytanın burada bizleri her türlü yolla kandırdığını da hesaba katmalıyız tabii ama genede herşeyi bilen Allahtır...
Ben akrep burcuyum yükselenimde akrep duygu burcum koç...bu tarz deneyimler bana yabancı değil ,evrende herşey birbirini etkiler ...ve herşey insan için yaratılmıştır.Eğer algı kapılarımızın açılmasını istiyorsak yaratılmış olanın bize ne dediğini anlamak için iyi gözlemciler olmalıyız ....Nasılki gördüğümüz bir rüyanın anlamını aramaya çalışıyorsak ,yaşantımızında bir rüya olduğunu farkına varmalı ve yaşadığımız her olayın gördüğümüz her nesnenin bir sembol olduğu gerçeğinden yola çıkarak o sembolleri yorumlamaya çalışmalıyız ve sembollerin anlamını birleştirip yaşantımız dediğimiz bu rüyanın bize ne dediğini ne sorduğunu ve verdiğimiz cevapların uygun olup olmadığını yorumlamayı öğrenmeliyiz sanırım o zaman biz bu rüyadan uyanınca uyandığımız o yerde bizlerin nelerle karşılaşacagını az çok hissedebiliriz ...derlerki rüyadan hangi hislerle uyanırsan rüyan öyle çıkar...umarım hepimiz iyi güzel hislerle uyanacağımız bir rüya görüyoruz...AMİN.
Bir rüya gördüm ...çocuklarım tuvalet masasının aynasını kırmışlar ...ayna kırılması bilincimde kötü anlamlı olduğu için büyük bir korku ile yatağımdan sıçradım.Artık uyumuyordum ,gecenin en derin yerindeydim muhtemelen saate bakmadım rüya olduguna şükür ettim kendime iyice geldim rahatladım başımı yastıga koydum gözlerimi kapadım ve muhteşem bir manzara ile karşılaştım ay güneş yıldız gökten denizin üstüne yansıyor her yer ışık seli sıcacık huzur dolu tabiatta ne varsa hepsi ışık-altın renginde ...bu, bu kadar basit değil tabii bunu anlatmamın imkanı yok bu yaşanılan bir şey sadece ...ve gözlerimi açtım sevinçle ...uyanıkken rüya gördüm diye kendi kendime evindim yeni bir şeydi bu biraz şaşkınlık biraz sevinç tekrar kapadım gözlerimi ...gene aynı manzara vardı gözlerimin önünde ...tekrar gözlerimi açtım daha çok şaşırdım bu nasıl birşey diyordum nasıl birşey ...tabii bir yandanda bu yenı deneyım beni hayranlık ve şaşkınlıkla güldürüyordu...içimden martı sesleri geldiğini farkettim şaşkınlıgım ve bu muhteşem deneyim beni sevincten uçuruyordu ...gözlerimi sonkez açtığımda artık odamı görmüyordum bende yoktum ....bu sevinç bu hayranlık bu şaşkınlık sonkez gözlerimi açtıgımda artık heryer az önce gözlerimi 3 kez kapatığımda gördüğüm manzara olmuştu.Belirtiğim gibi ben yoktum odam yoktu sadece o muhteşem manzara vardı heryer o manzaraydı....ben o sevinç ve şaşkınlık halinin artık o manzarada oldugunu yani bu duyguyu o manzaranın yaşadığını farkettim ...Dedimya ben yoktum....ve manzara düşünüyordu ...eyvahhhhhh ölüyorum....bu da benim ruhum....Allahım beni affet....ve kelimei şahadet getirdi....evet omanzara yaptı bunları yani ruhum dediğim manzara yani ben olarak gördüğüm manzara ...sabah uyandım....aaa ölmemişim dedim yaşıyorum....bu neydi ?özümle mi baglantı kurmuştum? ölüm deneyimimi idi ? ama kesin bir sey varki uyanıktım ve o deneyimi ben ertesi gün arkadaşlarıma yaaa ben uyanıkken rüya gördüm diye anlattım ama neden sadece bir kere değilde 3 kez gözümü kapatınca gördüğümü ve neden en sonunda gözlerimi açtığımda o manzaranın ben oldugumu farkettiğimi ve neden böyle birşey yaşadıgımı yada yaşatıldıgımı uzun zaman anlayamadım ....siz anladınızmı...
evet aynen böyle ....ha birde yukarda bir arkadaş üstte okudugumuz deneyımle ılgılı olarak hrıstıyanlık propagandası yapılıyor dıyor çunkı deneyımleyen bır hrıstıyan ...çünki o kişi dini kendi cemaatının sembollerı ıle algılıyor ...Kuran diyorki DÜŞÜNMEZMİSİNİZ ?.sevgiyle kalın

Simge Bahar 08.10.2007. 13:33

Değerli Arkadaşlarım,tesadüfen! böyle bir bilgiyle karşılaşınca bende birşeyler eklemek istedim.Her kesin nde deneyimi kendisini bağlayacağı için bu açıklamaya inanıp inanmamak sizlere kalmış bir şey. Yaşadığım bir deneyime göre o esnada duygularımızla hareket etmemiz pek mümkün olmuyor.O öyle bir hissedişki siz sadece uçuyorsunuz ve ruhunuzun huzurunu duyuyorsunuz ve geri dönmek istemiyorsunuz.O esnada duygusal şuur ve bilinç yok oluyor ve büyük bir seffaf enerji ile hem hal oluyorsunuz sadece size görev bilinci veriliyor ve nasıl oluyorsa geri dönüyorsunuz.Yaşam (On live)ve süreklilik bütün hücrelerimize kaydedilmiş.Bu bilgileri paylaştığınız için Kemal Milar'ın Şahsında hepinize teşekkür ederim.

Cevap K.M.: Bende böyle bir deneyimi yaşamış birinden görüş gelmesini istemiştim, ilk defa böyle bir deneyimi yaşamış birinden görüş aldığım için mutluluk duydum.

Eğer sizin gibi böyle bir deneyim yaşamış tanıdığınız varsa onunda görüşünü açıklamasından mutluluk duyarım.

mustafa 06.10.2007. 11:31

jeanJean-Christophe Grange - şeytan yemini adlı kitabı okumanızı tavsiye ederim

bumin__ 28.08.2007. 09:58

ölüm akıl sır almayan bir gerçek.Dogru yada yalnış demek zor okuduğum bu olay için ancak bilinmeyen hep çekici dolayısıyla zevk aldım ve okudum o kadar kemal bey.tşk.

demet 30.07.2007. 15:54

merhaba, herkesin deneyimleri farklı olabilir, bize doğru yada yanlış gelsede,10 yaşındayken trafik kazası geçirdim, kalbim durmuş ve amcam kucağında hızla koşturuyormuş hastaneye yetiştirmek için belki hızlı koşması kalp masajı olmuş yada alllahın mucizesi, henüz zaman değil demiş ve benimde uyandığımda tek hatırladığım yemyeşil bir alandaydım, asla sonu yoktu, çok mutluydum yürüyordum , koşuyordum ve uçuyordum, sonra havada iken amcamın beni ayaklarımdan tutup çektiğini hatırlıyorum.

Cevap K.M.: Ölüme yakın deneyim yaşayan çok insan var, sizin bu deneyiminizi burada bizlerle paylaştığınızı görmek beni çok mutlu etti.

AYSE 11.04.2007. 14:15

AYAK UCUNDA YÜRÜMEK İÇİN ÖNCE AYAKLARI YERE SAĞLAM BASMAK GEREK DAHA SONRA SAĞLAM BİR YÜRÜYÜŞ DAHA SONRA PARMAK UCLARINDA YÜRÜMEK GEREK BELKİ DAHA SONRA UCMAYI ÖĞRENİR KİMBİLİR.

Cevap K.M.: Yazdığınız bu yazının, yazıyla bir alakası olmasada yayınlıyorum.

eray 07.04.2007. 07:07

yıldırım beye katılıyorum.öldükten sonra nelerle karşılaşacağımızı islamiyet açıklamıştır.

naz 04.03.2007. 16:47

ölüm bu kadar güzel olabilirmi o kadar merak ve korkuyu bir arda yaşıyorumkiii neden tam olarak bilemiyoruzzz

Cevap K.M.: İngilizce sitelerde bu konuyla ilgili çok fazla kaynak ve bilgi bulunuyor. Türkçe sitelerde oldukça sınırlı sayıdı bilgi olmasından dolayı bu ilgi çekici makaleyi sitemde yayınladım.

Bir insanın 28 Dakika ölü kalması tıptaki birçok yanlış kanıyı bozucağı kanaatindeyim. Çünkü bildiğimiz bilgilere göre ölen bir insanın 5dk. dan fazla ölü kalması halinde beyin ölümünün başlıyacağı ve ilerleyen dakikalarda beynin tamamiyle işlemez olucağı kanaati yaygındır.

Görüş bildirin

* = doldurulması gereken bölümler

:

:

:


7 + 1 =