28 Dakikalik Olum
Dannion Brinkley'nin Ölüme Yakın Deneyimi ve 13cü Burç:

1975 yılında, Dannion Brinkley gökgürültülü bir fırtına esnasında telefonda konuşuyordu. Telefon kablosuna düşen bir yıldırım başına ve vücudunun diğer kısımlarına binlerce voltluk elektrik gönderir. Kalbi durur ve ölür, fakat işin aslında, bir NDE yaşamıştır. Brinkley morgda 28 dakika sonra yeniden canlandığında, anlatacağı müthiş bir hikayesi vardı. Aşağıdakiler Paul Perry ile yazdığı kitabı Saved By the Light'tan alınmıştır.
Sonrasında duyduğum ilk ses bir yük trenine benzeyen bir sesin kulağıma ışık hızıyla gelmesiydi. Elektrik şokları bütün vücudumdan aktı ve her hücremi pil asitinin içinde eridiğini hissettim. Ayakkabımın çivileri yerdeki çivilere yapışmıştı dolayısıyla havaya fırladığımda ayaklarım ayakkabılarımdan çıktı. Gözümün önünde tavanı gördüm ve yatağımın üzerine düşerken bir dakika için nasıl bir gücün bu kadar acıya sebep olabileceğini ve beni bu şekilde tutabileceğini tahmin edemedim. Bir saniyenin bile yarısı kadar olan bir süre bir saat gibiydi.
Korkunç bir acıdan sonra kendimi huzur ve sakinlik verici bir denge hissiyatında buldum. Daha önce hiç bilmediğim ve şu ana kadar da hiç hissetmediğim bir histi. Sanki çok güzel bir sakinlik içinde banyo yapmak gibiydi. Ne olmuş olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu, ama bu kadar huzur içinde olmama rağmen nerede olduğumu bilmek istiyordum.
Etrafıma bakmaya başladım, havada dönüyordum. Aşağımda yatağın üzerine fırlatılmış vücudum vardı. Ayakkabılarım tütüyordu ve telefon ellerimde erimişti. Sandy’nin odaya koştuğunu görüyordum. Yatağın yanında durup bana korkunç bir ifadeyle bakıyordu, tıpkı bir ebeveynin çocuğunu yüzme havuzunda ters dönmüş bir şekilde yattığını gördüğündeki ifade gibiydi.
Tommy 10 dakikadan az bir süre içerisinde geldi. Ters bir şeyler olduğunu biliyordu çünkü patlamayı telefondan duymuştu. Tommy'nin beni tutmasını ve ambulans geciktiği için küfürler ettiğini izledim..Siren sesleri duyulmaya başlamıştı. Sağlık görevlileri beni sedyeye koyup ambulansa götürürlerken üçünün tepesinde uçuşuyordum, Sandy, Tommy ve kendim.
Havalandığım yerden, herkesten 5 metre kadar yükseklikte, yüzüme düşen yağmuru ve ambulans ekibinin arkalarının ıslandığını görebiliyordum. Gördüğüm perspektif bir televizyon ekranı gibiydi. Öfke ve acı duymadan, sedyedeki kişinin titreyip, seğirip, sıçradığını seyrettim. Ölü bedenimden ambulansın önüne doğru baktım. Bir tünelin oluştuğunu gördüm, bir hortumun gözü gibi açılıyor ve bana doğru geliyordu. Ben hiç kımıldamadım, tünel bana doğru geldi.
Çan sesleri vardı tünel bana doğru ve sonra da etrafımda spiral çizerken. Hemen sonrasında görülen hiçbirşey yoktu. Ne ağlayan Sandy, ne ambulans ekibinin ölü bedenime kalp masajı yapması, ne hastaneyle telsizden yapılan çaresiz konuşmalar.. sadece bir tünelin beni bütünüyle sarışı ve yedi çanın ardı ardına ritmik bir şekilde çalan güçlü güzel sesleri..
Karanlığa doğru baktım. Yukarıda bir ışık vardı ve ona doğru elimden geldiği kadar hızlı hareket etmeye başladım. Bacaklarımı kıpırdatmadan ışık hızıyla hareket ediyordum. İlerledikçe ışık daha da parlaklaşıyordu ta ki bütün karanlığı yok edecek ve beni tamamiyle gözalıcı bir ışık cennetinde bırakana kadar. Bu gördüğüm en parlak ışıktı, ve buna rağmen gözlerimi birazcık bile acıtmıyordu. Bu ışık, karanlık bir odadan güneşli bir odaya geçildiğinde hissedilen acının tam tersine, gözlerimi rahatlatıyordu.
Sağıma doğru baktım ve sisin arasından gümüş bir formun bir siluet şeklinde görünmeye başladığını fark ettim. Yaklaştıkça sevgi kelimesinin bütün anlamlarını içeren derin bir sevgi hissetmeye başladım. Sanki sevgilim, annem ve en yakın arkadaşımın binlerce kat fazlası gibiydi. Işık varlık yakınıma geldikçe, bu sevgi hissiyatı o kadar yoğunlaştı ki dayanamayacak kadar zevk vericiydi.
Işık varlık tam önümde durdu. Onun özüne doğru baktığımda, renk prizmaları, sanki her birinden gökkuşağının renklerini yayan binlerce minik pırlantadan oluşmuş gibiydi.
Onun varlığında kendimi çok rahat hissettim, varlığındaki samimiyet sanki hissettiğim bütün duyguları hissettiğine inanmamı sağladı. Aldığım ilk nefesten yıldırım çarpmasıyla cızırdayana kadar.. Bu varlığa bakarken kimsenin beni ondan daha fazla sevemeyeceğini, ve kimsenin bana karşı ondan daha fazla empati, sempati, cesaretlendirme, yargısızlık ve merhamet duyamayacağını hissediyordum.
Işık varlık beni içine çekti ve bunu yaptığında bütün hayatımı yeniden deneyimledim, bütün başıma gelenleri hissettim ve gördüm. Sanki bir su baskını olmuş ve beynimde kayıtlı olan bütün hatıralar dışarı taşmış gibiydi.
Hayatımı gözden geçirmeyi bitirdikten sonra bir noktaya gelmiştim, az önce tanık olduğum şeylere baktığımda tek bir sonuç çıkıyordu. Utanmıştım. Farkına vardım ki çok bencil bir hayatım olmuş, insanlara çok ender yardım etmişim. Kardeşlik sevgisiyle neredeyse hiç gülümsememiştim ve kimseye kötü durumda olduğu için 1 Dollar ( Burada tercümenin düzeltilmesi gerekiyor) vermemiştim. Hayatım kendim ve sadece kendim içindi. İnsanlara hiç önem vermemiştim.
Işık varlığa baktım ve çok derin bir üzüntü ve utanç hissettim. Bir azarlama, ruhumun kozmik bir şekilde sallanmasını bekledim. Bütün hayatımı gözden geçirdim ve gördüğüm gerçekten değersin bir insandı. Bir azarlama değil de ne hak ediyordum?
Kim olduğun Tanrının yaptığı bir farklılıktır.... Dedi varlık...Ve o fark sevgidir...
Aslında hiçbir konuşma olmuyordu, ve bu düşünce bana telepatik ( farklı bir telepati yoluyla )bir şekilde iletiliyordu. Bugüne kadar bu kelimenin manasının ne olduğundan emin değildim. Fakat söylenilen buydu.
Tekrardan bir gözden geçirme süresi yaşatıldı. İnsanlara ne kadar sevgi vermiştim? Onlardan ne kadar sevgi almıştım? Ve biraz önce gördüklerime bakılırsa, yaptığım her iyi olaya karşılık neredeyse 20 kötü olay yaratmıştım. Eğer suçluluk şişmanlık olsaydı, 230 kilo gelirdim.
Işık varlık uzaklaştığında, suçluluğun getirdiği ağırlık üzerimden kalktı. Gördüklerimde acıyı ve ıstırabı hissetmiştim fakat tüm bunlardan hayatımı değiştirebilecek bilgiyi öğrenmiştim. Varlığın mesajını başımın içinde telepati şeklinde duyabiliyordum:
İnsanlar dünya üzerinde iyilik yaratmak için varolan güçlü spiritüel varlıklardır. Bu iyilik, genellikle cesur hareketlerle gerçekleştirilmez, insanlar arasındaki şevkatli tekil haraketlerle varolur. Önemli olan o küçük şeylerdir, küçük davranışlardır, çünkü kendiliğinden gelişen heraketler onlardır ve insanın gerçek kişiliğini gösterir...
Çok mutlu olmuştum. Artık insanlığı geliştirecek basit sırrı biliyordum. Hayatınızın sonunda hissettiğiniz sevgi ve iyi hisler yaşarken verdiğiniz sevgi ve iyi hislere eşit. Bu kadar basitti.
...Artık bu sırra sahip olduğum için hayatım daha iyi olucak... dedim Işık varlığa.
O sırada fark ettim ki geri gitmiyordum. Artık yaşayacak bir hayatım kalmamıştı. Üzerime yıldırım düşmüştü. Ölmüştüm.
Kanatsız kuşlar gibi, katedrallerle dolu bir şehre sürüklendik. Katedraller içeriden parlayan bir ışıkla dolu kristalden yapılmış gibiydiler. Korkmuştum. Bu yerin havada titreşen bir gücü vardı.. Bir öğrenme yerinde olduğumu biliyordum. Hayatımı yeniden gözden geçirmek için veya değerinin ne olduğunu anlamak için değil, bilgilendirilmek için oradaydım.
Yapıya girdiğimde, Işık Varlık artık benimle değildi. Onu görebilmek için etrafıma bakındım ve kimseyi göremedim. Odada sıralar hizalanmıştı, ve yayılan ışık her şeyin parlamasını ve sevgi gibi hissedilmesini sağlıyordu...
Hemen sonra, podyumun arkasındaki boşluk Işık varlıklarla doldu. Benim de oturmakta olduğum sıralara doğru bakıyorlardı, ve onlardan şevkatli ve bilge bir ışık saçılıyordu.
Sırada oturdum ve bekledim. Daha sonra olan şey ruhsal yolculuğumun en muhteşem kısmıydı.
Podyumun arkasında dururlarken varlıkları sayabiliyordum. Onüç tanelerdi, omuz omuza yan yana duruyorlardı ve sahneye yayılıyorlardı... Onlar hakkındaki diğer şeylerin de telepatik bir yolla farkındaydım. Her biri insanoğlunun sahip olduğu değişik duygusal ve psikolojik özellikleri temsil ediyorlardı. Mesela, varlıklardan biri kuvvetli ve tutkuluyken bir diğer artistik ve duygusaldı. Biri cesur ve enerjikti, biri sahiplenici ve sadıktı. İnsan terimlerine göre, her biri zodyağın bir burcunu simgeliyordu.
Spiritüel terimlere göre, bu varlıklar burçları da geçiyordu. Bu duyguları benim hissedebileceğim bir yoğunlukta çıkartıyorlardı.
Şu anda artık bu yerin bir öğrenme yeri olduğunu biliyordum. Burada bilgi içinde demlenip, daha önce hiç eğitilmediğim gibi eğitilmiştim. Kitaplar yoktu, ezberleme yoktu. Bu ışık varlıklarının huzurunda, bilginin kendisi olmuştum ve bilinmesi gereken her şeyi biliyordum. Her türlü soruyu sorabilir ve cevabını bilebilirdim. Sanki bilgi okyanusunda bir su damlası veya ışığın bildiği her şeyi bilen bir ışın olmak gibiydi.
Varlıklar bana birer birer geldiler. Her biri yaklaştığında, göğüslerinden video kaseti büyüklüğünde bir kutu çıkıyor ve tam suratıma yakınlaşıyordu.
Bu ilk olduğunda, bana vuracağını düşünerek ürpererek geri çekildim, ama vuruştan hemen önce, kutu açıldı ve dünyada olacak olan bir olayın küçük bir televizyon resmi gibi bir şeye dönüştü. Seyrederken, resme doğru çekildiğimi hissettim ve sonra da olayı sanki içindeymişim gibi canlı olarak yaşadım. Bu oniki kere oldu ve oniki kez gelecekte dünyayı sarsacak olayların ortasında durdum.
O sırada bunların gelecekte olacak olaylar olduğunu bilmiyordum. Tek bildiğim çok mühim olayları gördüğümdü ve bunlar sanki bana gece haberleri gibi geliyordu, yalnız bir tek farkla; ekrana doğru çekiliyordum.
Dannion'e daha sonra kehanet niteliğindeki vizyonlar gösterilmiş ve 28 dakika sonra morgdaki bedenine geri döndürülmüştü.
Bu yazının orjinaline aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Dannion Brinkley'nin Ölüme Yakın Deneyimi Ayrı sayfada açılır.
Bu konuyla ilgili yorumlarınızı bizimle paylaşabilirsiniz. Görüşlerinizi paylaşırken saygılı olmaya özen gösterin. Aksi taktirde yazınız burada yer almıyacaktır.
Ölüme yakın bir deneyim yaşamışsanız, yaşadığınız deneyimi hem burda, hemde forum sayfamıza üye olarak bizimle paylaşabilirsiniz.
14.01.2007. 14:06
EROL ENGÜR on 14.02.2008. 02:24
slm; kemal bey
Ahmet Hulusi Beyi Tanıyormusunuz.?4
Ben Ahmet Kayhan Dedenin Duasıyla İlk Ahmet Hulusi Kitaplarıyla Tanışmıştım
Şimdi sizin sitenizde Daha Fazla Bilgi var açıkçası çok şaşırdım Çünkü Böyle Bir Şahsiyetin günümüzde Yaşamış Olması ve sitemizde bu değerli Şahsiyetle tanışmış Olanların olması beni çok mutlu etti. hepimiz birbirimize dua edelim.teşekkürler
Ayrıca Sitenizle Güneş Tutulmasından Sonra Tanıştım bu da ilginç geldi bana.
Cevap K.M.: Ahmet Hulusi Beyi, tanıyorum ancak birebir tanışıklığımız olmadı. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki artık, bırakın Dua etmeyi, insanların içinden iyi bir dilek bile yazmak gelemiyor. Yazdığınız görüş için teşekkür ederim. Hepimizin birbirimize dua etmesi dileğiyle ve sevgilerimle.
EROL ENGÜR on 13.02.2008. 03:43
SLM;
Bu tür şeyler hiç yaşamadım Oysa balık burcu olduğum için yaşamam gerekirdi diye düşünüyorum. astral seyahatle ilgili yazılar bekliyorum. iyi günler
merhaba...
bundan 7yıl 6ay ve 27 gün önceydi... 2hafta sonraki kep atma töreni hazırlıkları,veda balosu kıyafet seçimi kısaca üniversite mezuniyeti için herşey tamamdı. tek yapmamız gereken zorlu final dönemini atlatmak ve keplerimizi fırlatmaktı...sabahlara kadar çalışılan bir sınavın sonrasında biraz nefes almak adına arkadaşımla yemeğe gitmiştik.
veda balosu planlarının son rötüşlarının yapıldığı harika bir haziran günü (6haziran2000) bir sonraki sınava sıkıca çalışma sözü vererek ayrıldık. eve geldiğimde,uykusuzluğun sebebi olduğunu sandığım korkunç bir baş ağrısı başladı.
evde yalnızdım. bir ağrıkesici alıp uyumaya çalıştım ama ne çare.bir süre sonra istifra etmeye başladığımda anladım işlerin yolunda olmadığını ve yakınımızdaki bir aile dostumuzu arayıp gelmesini rica ettim.o geldiğinde bilincimi kaybetmek üzereymişim ki onu tanımayıp kapıyı yüzüne kapatmaya çalışmışım... bundan sonrasını hatırlamıyorum... tek hatırladığım,sonsuz , gözleri kamaştıran ama asla ürkütmeyen, hayaledebileceğiniz bütün parlaklığın ötesinde,sonsuz bir huzur ve mutluluk seli...ona doğru yol aldığımı ve yolda henüz 4hafta önce aramızdan ayrılan sevgili amcamı gördüğümü hatırlıyorum "daha değil" demişti "daha değil"....sonrasında bir kadın beni karşıladı... şimdi görsem hemen koşup boynuna sarılabileceğim kadar iyi hatırlıyorum yüzünü... beni çok güzel bir yere götürdü,deniz kenarında,çok huzurlu görünen buranın benim evim olduğunu söyledi ama hayır dedim burası benim evim değil...hemen ardından dağların içinde bir yere gittik ve burası senin evin dedi ama yine hayır dedim,burası da benim evim değildi...böyle 1-2 yer daha gezdikten sonra "o zaman sen buraya ait değilsin,bana hatırladığın birşey söyle" dedi ve annemi hatırladığım an düşmeye başladım...
uyandığımda annem yanıbaşımda endişeli gözlerle bana bakıyordu,"sen benim annemsin değil mi?" diye sorduğumda gözyaşlarına boğuldu ve "evet şükürler olsun evet" dedi... beyin kanaması geçirmişim,insan beyninde toplamda 2tane olan (biri atar biri toplardamar) anadamarlar benim beynimde 18 taneymiş ve yumak haline gelip kanamışlar... %100 sakat kalacakmışım %98ölecekmişim...doktorlar ailemle bu koşullar altında ameliyat edilmem konusunda konuşmuşlar... kendi ayaklarım üzerinde yürüyerek çıktım hastaneden ,sadece saçlarımın yarısı yoktu ve hayattan bir iz vardı kafamın sağ tarafında 38 tane dikiş ile beynime iliştirilmiş... o günden sonra hiçbirşey eskisi gibi değil çünkü biliyorum ki eski diye birşey yok...
Cevap K.M.: Çok ağır bir travma geçirmişsiniz çok çok geçmiş olsun. Benim Işıkla tanışmam çok farklı olmuştu çok şükür böyle bir travma yaşamadım. Bir tür Meditasyon sırasında Başımın tepesi açılıp kendimi ışığın içinde bulmuştum, son derece uyanıktım, 1 saniye yada 1 saat ordaydım, zamanı bilemiyorum ama sonsuz bir çoşku, sevinç, mutluluk ve sonsuz bir sevgi vardı ışığın içinde. Ama bunu yaşayan bilir tabii. Sizin deneyiminizi okuduğum için çok mutlu oldum.
Buna benzer deneyim yaşayanların, deneyimlerini paylaşmalarından büyük mutluluk duyuyorum. Bu paylaşılması çok zor bir deneyim. :)
lipres artsom on 11.11.2007. 14:04
Merhaba ...
Sitenizle 2 gündür tanıştım.
Gerçekten muhteşem bir site meraklısına .
Ölüm deneyimi ile ilgili bir çok yazı okudum....hepsi birbirine yakın deneyimler üstelik ölüm deneyimi yaşayanları da tanıdım ama kendilerine deli denilir korkusu ile konusmadıklarınıda biliyorum....bende benzer bir şey yaşadım,umarım gerçek bizim deneyimlediklerimiz gibidir....aksi halde biri bize oyun oynuyor ama kim....ve (Amin)istiyorumki bu deneyimlenenler gibi olsun ötealem,fakat kimimizin deneyimlediği gibi ise gerçek ,insan olmanın hayata tutunma kendini tanıma amacının anlamı kalmaz sanırım .insanın dünyasal anlamda sınırsız bir iyilik ve kötülük yapma potansiyeli var egomuz söz konusu olunca herşeyi herkesi çiğneyip geçebiliriz ...zaten güçlü olanın ziyadesiyle yaşama şansının olduğu dünyada eğerki geçiş yaptıktan sonra herşeye ragmen öte alemde büyük bir sevgi ve kucaklanma ile karşılaşacagımızı biliyor olsaydık bu dünya yaşanmaz bir yer olurdu neyseki Allahtan azda olsa vicdanlarımız dinleyebiliyoruz ....ha salt sevgi ile kardeşce bir yaşam için burda isek ozaman burada işimiz olurmuydu? ....o zaman melekler niye var?meleklerle birlikte olmamız adımızın melek olması daha doğru olmazmıydı...insandan nefsi cıkardıgımızda geriye ne kalır?
insanoğlunu yazgısı galiba kafasında ötealeme ait bir soru ile yaşamak....Allah bunu böyle istemişse ve ötealem bize bir sır ise ozaman mutlaka bir sebebi var kendisi ile yaşadığımız soru işaretlerinin...o soru işaretlerinin en anlamlısı ,en bilinçli olanımızda bile öte alem ile ilgili düşüncelerimizde EMİN olmamak .Ama genede ümidi elden bırakmamak ve ameller niyetlere göredir ögretisine uygun yaşayıp buradaki yaşantımızı iyilik ve güzellikle donatıp orada buradaki hayatımızın yansıması ile karşılaşmayı ummaktır....Bende bir deneyimimi aktarmak ve bunun ölüm yada ölüme yakın bir deneyim olup olmadıgının değerlendirmesini size bırakmak istiyorum .....gerçi bu deneyim bana bir kaç mesaj verdi ama emin değilim ayrıca şeytanın burada bizleri her türlü yolla kandırdığını da hesaba katmalıyız tabii ama genede herşeyi bilen Allahtır...
Ben akrep burcuyum yükselenimde akrep duygu burcum koç...bu tarz deneyimler bana yabancı değil ,evrende herşey birbirini etkiler ...ve herşey insan için yaratılmıştır.Eğer algı kapılarımızın açılmasını istiyorsak yaratılmış olanın bize ne dediğini anlamak için iyi gözlemciler olmalıyız ....Nasılki gördüğümüz bir rüyanın anlamını aramaya çalışıyorsak ,yaşantımızında bir rüya olduğunu farkına varmalı ve yaşadığımız her olayın gördüğümüz her nesnenin bir sembol olduğu gerçeğinden yola çıkarak o sembolleri yorumlamaya çalışmalıyız ve sembollerin anlamını birleştirip yaşantımız dediğimiz bu rüyanın bize ne dediğini ne sorduğunu ve verdiğimiz cevapların uygun olup olmadığını yorumlamayı öğrenmeliyiz sanırım o zaman biz bu rüyadan uyanınca uyandığımız o yerde bizlerin nelerle karşılaşacagını az çok hissedebiliriz ...derlerki rüyadan hangi hislerle uyanırsan rüyan öyle çıkar...umarım hepimiz iyi güzel hislerle uyanacağımız bir rüya görüyoruz...AMİN.
Bir rüya gördüm ...çocuklarım tuvalet masasının aynasını kırmışlar ...ayna kırılması bilincimde kötü anlamlı olduğu için büyük bir korku ile yatağımdan sıçradım.Artık uyumuyordum ,gecenin en derin yerindeydim muhtemelen saate bakmadım rüya olduguna şükür ettim kendime iyice geldim rahatladım başımı yastıga koydum gözlerimi kapadım ve muhteşem bir manzara ile karşılaştım ay güneş yıldız gökten denizin üstüne yansıyor her yer ışık seli sıcacık huzur dolu tabiatta ne varsa hepsi ışık-altın renginde ...bu, bu kadar basit değil tabii bunu anlatmamın imkanı yok bu yaşanılan bir şey sadece ...ve gözlerimi açtım sevinçle ...uyanıkken rüya gördüm diye kendi kendime evindim yeni bir şeydi bu biraz şaşkınlık biraz sevinç tekrar kapadım gözlerimi ...gene aynı manzara vardı gözlerimin önünde ...tekrar gözlerimi açtım daha çok şaşırdım bu nasıl birşey diyordum nasıl birşey ...tabii bir yandanda bu yenı deneyım beni hayranlık ve şaşkınlıkla güldürüyordu...içimden martı sesleri geldiğini farkettim şaşkınlıgım ve bu muhteşem deneyim beni sevincten uçuruyordu ...gözlerimi sonkez açtığımda artık odamı görmüyordum bende yoktum ....bu sevinç bu hayranlık bu şaşkınlık sonkez gözlerimi açtıgımda artık heryer az önce gözlerimi 3 kez kapatığımda gördüğüm manzara olmuştu.Belirtiğim gibi ben yoktum odam yoktu sadece o muhteşem manzara vardı heryer o manzaraydı....ben o sevinç ve şaşkınlık halinin artık o manzarada oldugunu yani bu duyguyu o manzaranın yaşadığını farkettim ...Dedimya ben yoktum....ve manzara düşünüyordu ...eyvahhhhhh ölüyorum....bu da benim ruhum....Allahım beni affet....ve kelimei şahadet getirdi....evet omanzara yaptı bunları yani ruhum dediğim manzara yani ben olarak gördüğüm manzara ...sabah uyandım....aaa ölmemişim dedim yaşıyorum....bu neydi ?özümle mi baglantı kurmuştum? ölüm deneyimimi idi ? ama kesin bir sey varki uyanıktım ve o deneyimi ben ertesi gün arkadaşlarıma yaaa ben uyanıkken rüya gördüm diye anlattım ama neden sadece bir kere değilde 3 kez gözümü kapatınca gördüğümü ve neden en sonunda gözlerimi açtığımda o manzaranın ben oldugumu farkettiğimi ve neden böyle birşey yaşadıgımı yada yaşatıldıgımı uzun zaman anlayamadım ....siz anladınızmı...
evet aynen böyle ....ha birde yukarda bir arkadaş üstte okudugumuz deneyımle ılgılı olarak hrıstıyanlık propagandası yapılıyor dıyor çunkı deneyımleyen bır hrıstıyan ...çünki o kişi dini kendi cemaatının sembollerı ıle algılıyor ...Kuran diyorki DÜŞÜNMEZMİSİNİZ ?.sevgiyle kalın
Simge Bahar on 08.10.2007. 13:33
Değerli Arkadaşlarım,tesadüfen! böyle bir bilgiyle karşılaşınca bende birşeyler eklemek istedim.Her kesin nde deneyimi kendisini bağlayacağı için bu açıklamaya inanıp inanmamak sizlere kalmış bir şey. Yaşadığım bir deneyime göre o esnada duygularımızla hareket etmemiz pek mümkün olmuyor.O öyle bir hissedişki siz sadece uçuyorsunuz ve ruhunuzun huzurunu duyuyorsunuz ve geri dönmek istemiyorsunuz.O esnada duygusal şuur ve bilinç yok oluyor ve büyük bir seffaf enerji ile hem hal oluyorsunuz sadece size görev bilinci veriliyor ve nasıl oluyorsa geri dönüyorsunuz.Yaşam (On live)ve süreklilik bütün hücrelerimize kaydedilmiş.Bu bilgileri paylaştığınız için Kemal Milar'ın Şahsında hepinize teşekkür ederim.
Cevap K.M.: Bende böyle bir deneyimi yaşamış birinden görüş gelmesini istemiştim, ilk defa böyle bir deneyimi yaşamış birinden görüş aldığım için mutluluk duydum.
Eğer sizin gibi böyle bir deneyim yaşamış tanıdığınız varsa onunda görüşünü açıklamasından mutluluk duyarım.
jeanJean-Christophe Grange - şeytan yemini adlı kitabı okumanızı tavsiye ederim
ölüm akıl sır almayan bir gerçek.Dogru yada yalnış demek zor okuduğum bu olay için ancak bilinmeyen hep çekici dolayısıyla zevk aldım ve okudum o kadar kemal bey.tşk.
merhaba, herkesin deneyimleri farklı olabilir, bize doğru yada yanlış gelsede,10 yaşındayken trafik kazası geçirdim, kalbim durmuş ve amcam kucağında hızla koşturuyormuş hastaneye yetiştirmek için belki hızlı koşması kalp masajı olmuş yada alllahın mucizesi, henüz zaman değil demiş ve benimde uyandığımda tek hatırladığım yemyeşil bir alandaydım, asla sonu yoktu, çok mutluydum yürüyordum , koşuyordum ve uçuyordum, sonra havada iken amcamın beni ayaklarımdan tutup çektiğini hatırlıyorum.
Cevap K.M.: Ölüme yakın deneyim yaşayan çok insan var, sizin bu deneyiminizi burada bizlerle paylaştığınızı görmek beni çok mutlu etti.
AYAK UCUNDA YÜRÜMEK İÇİN ÖNCE AYAKLARI YERE SAĞLAM BASMAK GEREK DAHA SONRA SAĞLAM BİR YÜRÜYÜŞ DAHA SONRA PARMAK UCLARINDA YÜRÜMEK GEREK BELKİ DAHA SONRA UCMAYI ÖĞRENİR KİMBİLİR.
Cevap K.M.: Yazdığınız bu yazının, yazıyla bir alakası olmasada yayınlıyorum.
yıldırım beye katılıyorum.öldükten sonra nelerle karşılaşacağımızı islamiyet açıklamıştır.
ölüm bu kadar güzel olabilirmi o kadar merak ve korkuyu bir arda yaşıyorumkiii neden tam olarak bilemiyoruzzz
Cevap K.M.: İngilizce sitelerde bu konuyla ilgili çok fazla kaynak ve bilgi bulunuyor. Türkçe sitelerde oldukça sınırlı sayıdı bilgi olmasından dolayı bu ilgi çekici makaleyi sitemde yayınladım.
Bir insanın 28 Dakika ölü kalması tıptaki birçok yanlış kanıyı bozucağı kanaatindeyim. Çünkü bildiğimiz bilgilere göre ölen bir insanın 5dk. dan fazla ölü kalması halinde beyin ölümünün başlıyacağı ve ilerleyen dakikalarda beynin tamamiyle işlemez olucağı kanaati yaygındır.
çok saçma hemde çok uyduruk.adam hemende kadetralleri görüyor. arkadaş hiristiyanya tabiki kendi dini propagandasını yapacak.. uyanık...
yıldırım 2020 on 14.01.2007. 15:52
inandırıcı gelmedi. hz. Muhammed A.S'ın ölümden sonraki yaşanacak olanlarla ilgili sözlerine hakim değilim. ancak yukarıdaki şahsın yazdıkları gibi olmayacağını düşünüyorum.
ışık varlıklar , yoğun sevgi duygusu , gelecekle ilgili görüntüler vs... bana islami sistem açısından inandırıcı gelmedi. tabii bu benim fikrim ;
1. katedrallerle dolu bir şehre sürüklendik diyor.
2. çan sesleri duydum diyor.
bu iki sözüne yorum dahi yapmaya gerek duymuyorum...
3. sevgi duygusunu yoğun biçimde hissettim diyor. bildiğim kadarıyla duygularımız yine beynimiz ve çeşitli hormonlar tarafından oluşuyor. ruh boyutunda beynimizle ve hormanlarımızla bağlantıyı keseceğimize göre duygusallığı pek yaşayamayacağımızı düşünüyorum.
diyelim ki yanılıyorum , sevgi duygusunu hissedebiliriz ruh boyutundayken. Allah'ın siz dünyada ne yaparsanız onun karşılığını alacaksınız vaadi var. kendisi söylüyor , hayatımda pek sevgiye yer yoktu diyor !!!
kısacası ; ölüm ötesi hayatımızda başımıza gelecek olan şeylerin daha ''GERÇEKÇİ'' , öldükten sonra uyanacağımız hadisinden anladığım kadarıylada öyle yumuşak ve fantastik değil sert bir boyut değiştirme olacağını düşünüyorum.
özellikle de imanı ve ahlakı zayıf olanlar için...
saygılar...
| « | Ekim 2008 | » | ||||
| Pazar | Pazartesi | Salı | Çarşamba | Perşembe | Cuma | Cumartesi |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | |
Kemal Milar
Görüş bildirin
* = required field